Aksu Bora Birikimde yazdı: Bitti Denen Yerden Başlasak

        Fantastik edebiyatın insan olmayan karakterleri, mesela elfler yahut daha da çok cüceler (elfler diğer türleri hakkında konuşmaya değer bulmayacak kadar havalıdırlar ne olsa!), insanların çok kısa yaşadıklarını, bu sebeple de kısacık ömürlerine çok şey sığdırmak için ne yapacaklarını şaşırdıklarını anlatırlar. Bu yüzden huzursuz bir türdür insanlar onlara göre (bana sorarsanız cücelerin hırsının yanında bu hiçbir şeydir ama neyse, konumuz o değil).

Manşet 25.07.2019, 08:56 25.07.2019, 08:56
2
Aksu Bora Birikimde yazdı: Bitti Denen Yerden Başlasak


 

 

 

 

Fantastik edebiyatın insan olmayan karakterleri, mesela elfler yahut daha da çok cüceler (elfler diğer türleri hakkında konuşmaya değer bulmayacak kadar havalıdırlar ne olsa!), insanların çok kısa yaşadıklarını, bu sebeple de kısacık ömürlerine çok şey sığdırmak için ne yapacaklarını şaşırdıklarını anlatırlar. Bu yüzden huzursuz bir türdür insanlar onlara göre (bana sorarsanız cücelerin hırsının yanında bu hiçbir şeydir ama neyse, konumuz o değil).

Ölümlülük bilgisinin insanı olduğu varlık haline getiren şey olduğu fikrine karşı, şu da söylenmiş ama: “insan ölmek zorundadır, ama insan ölmek için doğmaz, insan yeni bir şeye başlamak için doğar” Burcu Karakaş hatırlattı geçenlerde twitter’da, “haftaya zihin açıklığıyla başlamanızı sağlayacak yazı” diye; Nilüfer Kuyaş iki yıl önce K24’te Arendt’in başlangıç felsefesi üzerine nefis bir yazı yazmış.

Nietzsche’de vardır benzer bir fikir; Böyle Buyurdu Zerdüşt’te: “Masumiyettir çocuk ve unutuş, yeni bir başlangıç, bir oyun, kendi kendine dönen bir çarktır, bir ilk hareket, kutlu bir evet deyiştir yaratma oyununa.”

“İnsan doğası” denen şeyin ne olduğunu anlamak için çocuğa bakmak. Başlangıca. Bu, bütün o “beş parmağın beşi bir mi”lerin, “doğada eşitlik yoktur”ların saçmalığını yüzümüze vurur. Doğamız başlangıçsa, sonrasının nasıl geleceğini kim bilebilir ki?

Yapıp ettiklerini insan doğasıyla açıklayan siyasal düşünceler, genellikle muhafazakârdır. Fıtratımıza uygun yaşamak. Kadınlarla erkeklerin fıtratları bu kadar farklıyken cinsiyet eşitliğinden söz etmek densizlik değil de nedir mesela? Ayakların baş olmasından ne hayır gelebilir?

İnsan doğasının pek de matah bir şey olmadığı fikri, belli ki bütün bu fıtrat laflarının uzun tarihinden, egemen ideolojilerin ayrılmaz bir parçası oluşundan geliyor. İnsan insanın kurduysa “fıtraten”, yemişim fıtratı!

İnsanın doğayla ve bu arada kendi doğasıyla da “başa çıkabilen” bir varlık olduğu düşüncesi, bu muhafazakârlık karşısında elimizde kalan tek şey gibi görünüyor. Kültürün insanın doğayla başa çıkmak için yarattığı şey olduğu fikri. Madem doğa böyle bir şey, biz de kültürü yarattık işte. Pençelerimiz yoktu, o kadar hızlı koşamıyorduk, altı üstü çıplak maymunlardık ama işte, baltalar yaptık, mızraklar, evler, tarım… Hepsinin üstesinden geldik, üstesinden gelmek ne kelime, hepsinin hakkından da geldik!

İnsanın dünyanın sonunu getirebilecek tek tür olduğu da çok söyleniyor biliyorsunuz. Dünyanın sonunu getirebilir miyiz bilmiyorum ama kendi sonumuzu getirebileceğimize inanıyorum. Dünya başının çaresine bakar, bizden çok önce buradaydı, muhtemelen bizden sonra da burada olacak.

Doğamızla “başa çıkıp” onu biçimlendirebilsek, o pek de matah olmayan halimizden çıkabilsek, kendimizi olduğumuz değil de olabileceğimiz şeyle tartsak…

Bu da biliyorsunuz çok eski bir arzu: Nefsine hakim olma fikri tek tanrılı dinler öncesinden beri var. İnsanın kendi doğasına karşı vereceği savaşla yücelmesi. Hayvani varlığına karşı iradesine başvurması. Bunu yapabilecek iç güç, bilgelik, irade, türümüzün her bireyinde olmadığından, bazılarımızın insan oluşu gerçekleştirebilmesi. Hamuru altınla yoğrulmuşların bakırla yoğrulmuşlardan fıtraten farklı oluşu.

Seçkinliğin tek bir türü yok ne de olsa; kimi malla, mülkle, silahla üste çıkar, kimi bilgiyle ve çileyle. Çehov’un Üç Kız Kardeş’inde, Yarbay Verşinin şöyle söyler:
“Çevrenizdeki bu kara yığınla başa çıkamayacağınız belli bir şey. Zamanla da yavaş yavaş gerileyecek, bu yüz bin kişilik kalabalığın içinde yitip gideceksiniz. Yaşam ezecek, boğacaktır sizi. Ama yine de büsbütün yok olmayacaksınız, mutlaka bir iz bırakacaksınız. Sizden sonra, sizin gibi altı kişi, sonra belki on iki kişi daha çıkacaktır, sonunda sizin gibiler çoğunluk olacaktır. İki yüzyıl, üç yüzyıl sonra, yeryüzünde akıl almayacak kadar güzel, şaşırtıcı bir yaşam olacağına inanıyorum. İnsana öyle bir yaşam gerekir. Eğer onu yaşayamıyorsak bugün, hiç değilse önsezisini taşımalı, beklemeli, düşlemeliyiz onu.”

Ütopyanın hem bu kadar karamsar hem de bu kadar güzel bir tarifini bulmak zor. Kendi haline bırakıldığında, daha da kötüsü, egemenlerin baskısı altında yaşadıklarında bir “kara yığın”a dönüşen kitle ve onun içinde, ondan farklılığını koruyarak, umudu yeşerterek varlığını sürdüren bir avuç bilinçli insan. İnsana “aslında” neyin gerektiğini bilerek, dünyanın başka türlü olabileceğini sezerek…

Ütopya, “insan doğası”na karşı mıdır? Bitip tamamlanmış o şeye? İnsanın yücelmesi gerçekten de kendi doğasına açtığı savaşa mı bağlıdır? Bu savaşın bir avuç aydınlanmıştan “kara kalabalığa” da yayılmasına?

Bana öyle geliyor ki, insan “çıplak maymun”, “alet kullanan hayvan” filan değil, örgütlenen bir tür. Öyle olduğu için doğasını anlamak için insanın kendisine bakmak yetmez. Dünyayla, nesnelerle, başka türlerle ve kendi türüyle ilişkisi içinde kurulan bir doğadır onunki. O yüzden insanın evrimi tamamlanmış bitmiş bir macera değil, devam ediyor. O yüzden posthümanizm, bir tür “yükseltilmiş insan” projesi olan transhümanizmden çok daha heyecan verici. Frankenstein canavarını sevseydi mesela, işler nereye evrilirdi? Sevemez miydi? Tarihte, edebiyatta, düşüncede hep böyle dönemeçler, yeni dalların filizlenebileceği düğümler, başlangıç nüveleri yok mudur?

Haraway’in Siborg Manifestosu kadar popüler olmayan bir başka manifestosu daha var; Yoldaş Türler. Onun girişinde bir yerde, birlikte yaşadığı köpek Cayenne’den bahsederken şöyle der: “Birbirimizden belirgin biçimde farklı olarak, kirli bir gelişimsel enfeksiyon olan ve adına sevgi denen şeyin gerçekleşmiş haliyiz.”

Bağışıklık sistemlerinden (ki sibernetiğin en gözde örneğidir), virüslerden, deliren hücrelerden, anti-virüs programlarından, göçmen karşıtı yasalardan, sınırlardan, enfeksiyonlardan… bahsedip durduğumuz bir zamanda, durup başlangıçlardan ve türümüzün başlangıca olan yeteneğinden konuşmanın tam sırası.

banner3
Yorumlar (0)
-1
hafif kar yağışlı
Günün Anketi Tümü
Sosyal medya da verilerimizi zaten izinsiz kullanılıyor, şimdi de yasal zeminde kullanmak istiyorlar.. Sizce çözüm?
Sosyal medya da verilerimizi zaten izinsiz kullanılıyor, şimdi de yasal zeminde kullanmak istiyorlar.. Sizce çözüm?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 17 35
2. Fenerbahçe 17 35
3. Gaziantep FK 18 34
4. Galatasaray 17 33
5. Alanyaspor 18 30
6. Hatayspor 17 28
7. Karagümrük 18 27
8. Trabzonspor 18 27
9. Antalyaspor 19 25
10. Sivasspor 18 23
11. Başakşehir 18 23
12. Konyaspor 18 22
13. Göztepe 18 22
14. Kasımpaşa 17 22
15. Malatyaspor 17 21
16. Rizespor 17 21
17. Gençlerbirliği 18 19
18. Kayserispor 18 16
19. Ankaragücü 17 15
20. Denizlispor 17 14
21. Erzurumspor 18 13
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 17 31
6. Tuzlaspor 17 30
7. Ankara Keçiörengücü 17 28
8. Altınordu 17 28
9. Bursaspor 17 27
10. Bandırmaspor 17 24
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 17 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 17 9
18. Eskişehirspor 17 3
Takımlar O P
1. M. United 17 36
2. Leicester City 18 35
3. Liverpool 17 33
4. Man City 16 32
5. Everton 17 32
6. Tottenham 17 30
7. Chelsea 18 29
8. Southampton 18 29
9. West Ham 18 29
10. Aston Villa 15 26
11. Arsenal 18 24
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 18 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Newcastle 17 19
16. Brighton 19 17
17. Burnley 17 16
18. Fulham 17 12
19. West Bromwich 18 11
20. Sheffield United 18 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 16 41
2. Real Madrid 18 37
3. Barcelona 18 34
4. Villarreal 18 32
5. Real Sociedad 19 30
6. Sevilla 17 30
7. Granada 18 27
8. Celta de Vigo 18 23
9. Cádiz 18 23
10. Real Betis 18 23
11. Levante 17 21
12. Athletic Bilbao 18 21
13. Getafe 17 20
14. Valencia 18 19
15. Eibar 18 19
16. Deportivo Alaves 18 18
17. Real Valladolid 18 18
18. Elche 16 16
19. Osasuna 18 15
20. Huesca 18 12
Günün Karikatürü Tümü