24 saat Gazetesi'nden Gazeteci-Yazar Sultan Yavuz'a konuştuk. 

SULTAN YAVUZ – Ötekilerin Gündemi Genel Yayın Yönetmeni, Gazeteci- Yazar Hamza Özkan’ın pandemi döneminde kadınlara yaptığı röportaj çağrısına yanıt veren 40 kadının yazdıkları “Kadınların Yüzyılı” isimli kitapta toplanarak, geçtiğimiz Ocak ayında raflardaki yerini aldı. Kitapta, yurt içi ve yurt dışından farklı yaş ve meslek grubundaki kadınların kişisel deneyim ve bilgilerinden yola çıkarak yazdıkları, Türkiye ve dünyadaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan sorunlara yanıt ve çözüm arama çabası taşırken, birbiriyle zaman zaman kesişen zaman zaman ayrılan yanıtlar, okurun takdirine sunuluyor.
Grafist Yayınları’ndan çıkan ve kısa sürede ilk baskısı tükenen kitabın önsözünü Yazar Mukaddes Erdoğdu Çelik kaleme alırken, kitabın editoryal ayağı Özlem Sezer’e, kapak tasarımı ise Gülizar Ünver’e ait… Kitabın yazarı Hamza Özkan, “Kapağından editörüne kadar kadınlar yer aldı, benim ismim mecburiyetten geçti” diyerek, söz konusu kitabın aynı zamanda bir özeleştiri olduğunu da vurguladı.


“Kadınların Yüzyılı” isimli kitabına ilişkin 24 Saat gazetesinin sorularını yanıtlayan Özkan, 2018 yılında kurduğu internet gazetesi “Ötekilerin Gündemi”nin, ikinci kitap çalışmasıyla okurla buluştuğunu söyledi. Özkan, KHK ihraçlarının ilk başladığı dönemde de, KHK'den ihraç edilen memur, işçi ve akademisyen ile röportajlar yaparak, 2020 yılında, “Türkiye’den KHK Manzaraları” isimli bir kitap çıkardığını, “Kadınların Yüzyılı” isimli kitabın ise ikinci dosya konusunu oluşturduğunu belirtti. Özkan ayrıca, pandemiye ve sanata ilişkin de röportaj serileri yaptıklarını, süreç içinde bunların da kitap hâline getirileceğini sözlerine ekledi.


Özkan, “Dört felsefi sorumuzu kadınlara yönelttik. Sosyal medya ve internet sitemiz üzerinden yazmak isteyen herkese kapımızı açtık, bu nedenle kitapta ev emekçisi de, siyasetçi de, avukat da, yazar da, esnaf da, mühendis de yer alıyor. Söyleşileri önce Ötekilerin Gündemi’nde yayınladık, en son da kitap hâline getirdik. Ben bu noktada, şunu da eklemek isterim, Gazeteciler Cemiyeti’nin Avrupa Birliği desteğiyle bu çalışmalarımızı sürdürdük. Sitemizin altyapı ve teknik anlamdaki ihtiyaçlarını karşılayarak, daha güçlü olmamızı sağladı. Cemiyet’e ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Özkan, devamla, “Projeler olsa da, olmasa da işimiz olan gazeteciliği yapmaya devam edeceğiz. Proje yokken çıktığımız bu yola devam edeceğiz. Ben ahlâki olarak bir gazetenin satılması ya da devredilmesini de doğru bulmuyorum. Sonuç olarak sizin bir yayın politikanız ve okurunuz var, bu nedenle Ötekilerin Gündemi yola okurlarıyla devam edecektir” dedi.

Özkan, “Erkekliğin gurur duyulacak hiçbir noktası yok”


Özkan, Neolitik Çağ’da kadınların aydınlattığı bir sistem varken, daha sonra dünyadaki tüm temel krizlerin çıkmasına yol açan değişikliğin yaşandığını, erkeklerin kadınlara âdeta bir “soykırım” uyguladıklarını belirtti.
Özkan şöyle konuştu:
“Bunu erkekler ve eril kimlik yaptı. Bu kırımı yapan erkekler olarak, bizim de kadın kimliği üzerinden bir özeleştiri vermemiz gerekiyordu. Tarih boyunca kadınlara kıyım yapan hep erkektir, kadın kadınla dayanışma ve sevgi ilişkisi içindedir. Toplumu eğitip değiştiren kadındır. Erkek ise onu ikinci plana atan, adını ‘bayan’ koyan, onu ötekileştirendir. Buradan yola çıktık, umut ediyoruz bir gün özgürlüğün olduğu bir toplum var olacak. O toplumda ise kadın, erkek, LGBTİQ demeden, sadece insan kimliğimizle yer alacağız.
Kadınların yüzyılı derken de 21. yüzyılı kast etmiyoruz. Gelecek tüm yüzyılların temennisi aslında… Şiddetsiz bir dünya, şiddetsiz bir aile, kent… Buna, bu sevgi diline inandığımız için yüzyıllar kadınlarındır, tüm yüzyılların kadınların aydınlığında olmasını temenni ettiğimiz bir felsefe içinde yaklaştık. Bunu yaparken de, dediğim gibi bizde de var olan eril anlayışı eleştirmek istedik. Ben o kimlikten gerçekten utanıyorum. Kadınlar ve LGBTİQ’lar nasıl kimlikleriyle gurur duyuyorlarsa, keşke erkekler de gurur duyabilseler. Ama erkekliğin gurur duyulacak hiçbir noktası yok. İstanbul başta olmak üzere, birkaç şehirdeki kadına şiddete karşı kimi etkinliklerde ‘Biz erkek değiliz’ pankartı görmekten memnunuz. Bana kalırsa, tüm kentlerde erkekler sokağa çıkıp, ‘Özür diliyoruz, soykırım yaptım’ dese, açıklama yapsa ya da hashtag oluştursa, ‘Biz suçluyuz’ dese, şiddetin önüne bir nebze geçilebilir diye düşünüyorum.”
Özkan, soruları 60 kadına yolladıklarını ancak bir kısmının zaman ayıramadığı için yanıtlayamadığını ifade ederek, LGBTİQ derneklerinin ise yanıt vermediğini belirtti. “Gönül isterdi ki, onlar da yanıtlasın” diyen Özkan, kitapta tüm renkleriyle kadınların yer aldığını ve ayrım yapmadıklarını dile getirdi. Özkan, kitaptaki röportajlardan dört tanesinin de cezaevinde yanıtlandığına işaret ederek, bu kadınların, önceki HDP Eş Genel Başkanı Figan Yüksekdağ, BDP Eski Eş Genel Başkanı ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eski Eş Başkanı Gültan Kışanak, BDP Batman Milletvekili Ayla Akat ve DTK Eş Başkanı Leyla Güven olduğunu söyledi. Özkan, Deva Partisi Kadın Politikaları Başkanı Elif Esen ve ve yurt dışından Pınar Selek gibi feministlerin de soruları yanıtladığını ifade ederek, “Her isim çok kıymetli… Çok mutlu olduk. Kapağından editörüne kadar kadınlar yer aldı, benim ismim mecburiyetten geçti” dedi.


“Gazetecinin amacı tansiyonu yükseltmek değil, düşürmek olmalı”


Özkan, siyasetçilerin güdümündeki gazetecilerin gerçek gazetecilik faaliyeti yapmadıklarını, toplumsal gidişattan ise herkesin sorumlu olduğunu belirtti. Bu noktada gazetecilerin toplumsal farkındalık yaratması gerektiğine dikkat çeken Özkan, şunları söyledi:
“Gazeteci zaten sıcak gündemde, haber dışında, gördüklerini belgesel, kısa film ya da kitap hâline getimeli. Ben gazetecilik deneyimlerimi anlatttığım bir kitap çıkarmam mesela, önemli olan başkalarının ne düşündüğüdür. Ben felsefi soruları yazmışım, kadınlar kendi yorum ve eleştirilerini yapmışlar, önemli olan budur.
Basın açıklaması gibi haberler de yapılmalı ama bu rutin haberler zaten artık çok kolaylaştı. Kişi ve kurumlar kendi fotoğraf ve haber metinlerini bile yazıp yolluyorlar, demek ki özel haber ve röportaj önem kazanıyor. Gazetecilerin dil sorunu var, o kadar yanlış haber dili kullanılıyor ki, toplumu kutuplaştıran tarzda bir dil bu… Manşetler, kadın cinayetlerinde servis edilen fotoğraflar yanlış. Gazetecinin amacı tansiyonu yükseltmek değil, düşürmek olmalı. Bu da pozitif dille mümkün. Benim yayın politikam bu şekilde ve poziitf dil olmazsa yayınlamıyorum.
Gazetecilik, sigortalı bir iş, emeklilik ve yıpranmadan ibaret olmamlı… Emeğiniz manşetlerle değil, kitap, belgesel ve filmle anılır. Yoksa, o gazete yarın kapanabilir ama diğerleri kalıcı olur. Her gazetecinin bir ajandası olmalı ve ilkleri başkasından beklemek yerine kendin yapmalısın. Biz neden dış basındaki manşetleri konuşuyoruz, biz üretelim, bizden esinlensinler. Ne iş yaparsanız yapın, emeğe değer vermezseniz görülmez. Emeğe dayalı herşey güzeldir. Gazeteci popülizmden kaçmalıdır, önemli olan niteliktir.
Gazeteciler topluma karşı sorumludan çok hatalıdır. Çünkü gerginliğin bir sebebi de onlar… Bu anlamda özeleşitimizi vermeliyiz. Cüzdan değil, vicdan boyutuyla bakmak gerekiyor. Inanıyorum ki böyle arkadaşlarımız var ama sayımız yeterli değil. Mücadelemiz bu yönde olsun, ne yapıyorsak vicdanımızla yapalım ki kimsenin canı yanmasın.
Ben, kitabımıza ilgi duyan, duymayan herkese, haberini yapan ve yapmayan meslektaşlarıma ve Gazeteciler Cemiyeti’ne bir kez daha teşekkür ederim…”
“Kadınların Yüzyılı” kitabına internet üzerinden ya da “Ötekilerin Gündemi” sitesi üzerinden alabilirsiniz.

Kaynak: https://www.24saatgazetesi.com/kadinlarin-yuzyili-kitabi-okuyucuyla-bulustu/