'Öcalan'ın 2013 mektubundaki ana fikre dönülürse rahatlama süreci olur' 'Öcalan'ın 2013 mektubundaki ana fikre dönülürse rahatlama süreci olur'

ÊLIH - DİK panelinde konuşan ilahiyatçı Fadıl Bedirhanoğlu, "Kürtlerin ölümüne sevinen ve meydanlarda Kur’an sallayan bir kişiye nasıl inanılır? Zulüm yapanları destekleyenler günaha giriyor" dedi. 

Demokratik İslam Kongresi (DİK), Êlih'te "Ortadoğu, Kürtler ve İslam" konulu panel düzenledi. Petrol İş Sendikası Êlih Şubesi’nde düzenlenen panele, din alimleri Said Yüksel ve Şükrü Aslan ile ilahiyatçı-akademisyen Bedirhanoğlu konuşmacı olarak katıldı. Siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin de aralarında olduğu çok sayıda kişi paneli izledi. 

'DİNİ YANLIŞ BİLİYORLAR'

Panelist Yüksel, AKP Milletvekilli Ferhat Nasıroğlu’nun kent girişinde yaptırdığı camiye işaret ederek, "İslam dini şatafat ve gösteriş dini değil. Peygamberimiz bir lokma bir hırka demiş. Ama şimdi kendine Müslüman diyenler camilere milyonluk araç, onlarca koruma ordusu ile gidiyor. Allah korkusu yerine kul korkusunu seçiyorlar. Necat Nasıroğlu iyi biriydi. Oğlu yaptırdığı cami için harcadığı parayı binlerce fakire yardım edebilirdi. Ancak her şeyi yanlış bildikleri gibi dini de yanlış biliyorlar” ifadelerini kullandı.

'ÖLÜMLERE SEVİNEN KİŞİ NASIL MÜSLÜMAN OLUR?'

Prof. Dr. Fadıl Bedirhanoğlu, devletlerin dine yaklaşımını eleştirdi. Bedirhanoğlu, "Her şeyi devlet için feda ediyorlar. Mubah görüyorlar. Bunu yaparken de din adına yapıyorlar. Osmanlı'da bu yapıldı. Baskı ve zulüm politikası yürütürken de dini öne sürdüler. Tekçi zihniyet ile bunu yapanlar hiçbir itirazı kabul etmiyor. Her itiraza karşın şiddeti devreye koyuyorlar.  Barış en insancıl talep, ancak bu talebi de şiddet ile bastırmaya çalışıyorlar. Dinde bunlar yok, ancak tüm bu baskı ve zulümleri yaparken dini öne sürüyorlar. Dinimizi iyi bilmek gerek. Bunlara karşı uyanık olmak gerekir” diye konuştu. 

Bedirhanoğlu, dinin devletler tarafından insanları susturmak için bir araç olarak kullanıldığını söyledi. Bedirhanoğlu, şunları söyledi: "Devletler seçimlerde, ekonomide sıkıştıklarında dini öne sürüyorlar. Mitinglerde Kuran-ı Kerim’i ellerine alıp insanları hedef gösteriyorlar. Nereden bir eleştiri gelse hemen dini öne sürüp, halkı susturma uğraşında oluyorlar.  Rojava saldırısında Erdoğan öldürdüğü insan sayısını her akşam televizyonlarda sevinerek bildiriyordu. Böyle biri nasıl Müslüman olur? İnsanların ölümü ile sevinen kişi nasıl Müslüman olur? Bunu yapan birine inanmak, oy vermek büyük bir ayıptır. Günahtır. Kürtlerin ölümüne sevinen ve meydanlarda Kur’an sallayan bir kişiye nasıl inanılır? Kur’an’da geçiyor; Zulüm yapanları destekleyenlerin günaha girdiği belirtiliyor. Dini araç olarak kullanan kişilere inanmak ve peşinde koşmak ona ortak olmaktır. Bunun bilinci ile insanlarımız hareket etmeli."

Mele Şükrü Aslan ise, insanların iyilik içinde bir yaşam sürdürmesi gerektiğini vurguladı. Aslan, "Kur’an da geçenlere göre hareket etmemiz gerek, ancak şimdilerde bu yapılmıyor. Herkes anladığı dilde, anadilinde Kur’an okusun. Daha iyi anlar. Ona göre hareket eder. İslam dini iyilik dinidir. Kötülük yapanlar kendisine Müslüman demesin” dedi. 

Panel soru-cevap bölümüyle son buldu. 

Kaynak: https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/234696