AMED - Kadın Sığınakları Kurultayı, bu yıl 12-14 Kasım tarihlerinde Amed’de düzenlenecek. Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, kurultayda daha güçlü, aktif, öz savunmacı bir mücadele pratiği açığa çıkartacaklarını söyledi. 

Kadın Sığınakları ve Danışma/Dayanışma Merkezleri Kurultayı’nın 25’incisi 12-14 Kasım tarihlerinde Amed’in ev sahipliğinde gerçekleşecek. Rosa Kadın Derneği ve Mor Çatı Vakfı ortaklığıyla yapılacak olan kurultaya, aralarında akademisyen, kadın örgütleri ve aktivistlerin de yer alacağı yaklaşık 350 kadının katılması bekleniyor. Aile, cinsel şiddet, çocuğa yönelik suçlar, özel savaş politikaları, kadın ve çocukların adalete erişimi gibi pek çok konunun tartışılacağı kurultay, Sûr ilçesinde bulunan Green Park Otel’de düzenlenecek.

Kurultayın içeriği ve amacına ilişkin bilgi veren Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, şiddetle mücadelede dayanışmayı ve kadın örgütlülüğünü güçlendireceklerini söyledi. Kurultayın yıllardır yapıldığını hatırlatan Kaya, “En son 2014 yılında Amed’de gerçekleşti. Bu süreçten sonra çok kez kayyum deneyimi yaşadık. Sonra OHAL dönemi ve farklı pek çok süreç geçirdik. Bu uzun sürenin ardından kurultayın Amed’de yapılması hem bize güç verecek hem de mücadeleyi yeniden diriltecek” dedi.

TEMEL BAŞLIK: AİLE

Yaklaşık 6 aydır hazırlık yaptıklarını belirten Kaya, çalışmanın içeriğine ilişkin şu bilgileri paylaştı: “Bu sene ev sahipliği yapmak istedik ve ara kurultayda bunun kararı çıktı. Yaklaşık 6 aydır neler konuşacağımıza ve hangi konuları gündemimize almamız gerektiğine dair tüm bileşenlerle tartışma yürüttük. Kurultaya, kadına karşı şiddetle mücadele konusunda çalışma yürüten, danışmanlık, sığınma hizmeti veren bileşenler, kadın örgütleri ve dayanışma merkezlerinin çalışanları katılacak. Dolayısıyla birbirimizi güçlendiren ve donatan bir yerden hareketle kurultayı düzenleyeceğiz. Bu sene temel başlığımız aile. Devletin aile politikalarının erkek şiddetiyle mücadele konusunda nasıl zorluklar yarattığını veya mücadeleyi nasıl engellediğine dönük bir takım tartışmalar yürüteceğiz. Bu konuyla ilgili olarak akademisyenler ve sahada çalışmalar yapmış kadın aktivistler sunum yapacak. Aynı zamanda kadın örgütleri bu çalışmaları güçlendirecek atölyelerle çalışmaları zenginleştirecek. Kurultayımız 3 gün sürecek. 3 gün boyunca da cinsel şiddet, çocuk istismarı, kadınların ve çocukların adalete erişimi gibi pek çok konuda tartışmalarımız olacak. Bunları nasıl aşabileceğimizi ve mücadele yöntemlerini konuşup paylaşacağız. Genel çerçeve bu yönlü olacak.”

ÖZEL SAVAŞ

Her bölgede şiddetin farklılaştığına dikkati çeken Kaya, “Ne yazık ki, her yerelin kendine has bir takım farklı deneyimleri oluyor. Bu sadece Amed için geçerli değil. Baktığımız zaman Kürt kentlerinde farklılaşan bir takım şiddet türleri ve yöntemleri söz konusu. Biz buna ‘özel savaş politikaları’ diyoruz. Türkiye’deki diğer kentlerde farklılaşan şiddet konuları söz konusu. Bölgede ev içi ve sokaktaki şiddet farklı boyutlar kazanabiliyor. Genel olarak devlet kaynaklı şiddetin bunu beslediğini biliyoruz. Ya da işte üniformalı, nüfuz sahibi erkeklerin; özellikle de iktidara sırtını dayamış, oradan güç alan ya da silah, vatan, millet, bayrak gibi bir takım olguları kullanarak kadınlara saldıran kişiler ve paramiliter yapılar söz konusu. Esas meselemiz ortak gündemler yaratmak ve mücadeleyi ortaklaştırmak” diye belirtti.

KAYYIM PRATİKLERİ

Kaya, devamında ise şunları dile getirdi: “Yine bizim açımızdan kayyum meselesi çok önemli. Kayyum uygulamasının kendisi çok boyutlu ihlaller barındırmakla birlikte, kayyumlar da kadın kazanımlarını gasp etmekle başladılar. Dayanışma merkezlerini kapatması ve sığınakları da işlevsizleştirmesi söz konusu oldu. Bu konuda zaman zaman Türkiye’deki kurumlardan sığınak desteği alıyoruz. Bu nedenle bu dayanışmayı daha da güçlendirmek ve mücadele yöntemlerimizi paylaşmak açısından bu kurultayın büyük bir önemi var.

HEDEF: ORTAK VE GÜÇLÜ MÜCADELE

En önemlisi dayanışmayı güçlendirmek. Şimdi aile politikalarını konuşuyoruz, başka zaman savaş politikalarını konuşacağız. Yani iktidarın toplum üzerinden gerçekleştirdiği farklı farklı politikaları var. Bunların tamamı da çocuğa ve kadına karşı şiddet olarak kendini yeniden üretiyor. Bu yeniden üretimin karşısında ortak ne üretebiliriz, dayanışmayı nasıl güçlendirebiliriz, mücadeleyi nasıl güçlendirebiliriz? Asıl önemlisi bu çünkü bu saldırılar hiçbir zaman bitmeyecek. Bunu minimalize etmeliyiz. Toplumsal cinsiyet rolleri, ataerkil yapılar ve ilişkiler halen ne yazık ki sürüyor. Eril bütün unsurlar kendini yeniden üretiyor, politikalar da bunu çok besliyor. Bu yüzden dayanışma biraz hafif kalıyor daha güçlü mücadeleyi nasıl örgütleyebiliriz? Daha güçlü, aktif, harekete geçiren, öz savunmacı bir mücadele pratiği açığa çıkartmak gerekiyor. Bu kurultayın sonuç bildirgesinde de bu mücadele pratiğinin açığa çıkacağını umuyor ve bekliyoruz.”

MA / Eylem Akdağ