banner55

Gecenin Şarkısı: Gracias a la vida

Ekmek ve Gül Mithat Fabian SÖZMEN Büyük altüst oluşların yaşandığı 20. yüzyılda “yeni” kitleler için korkutucu olabilen bir sözcüktü.

Manşet 05.02.2018, 22:47 05.02.2018, 22:47
7
Gecenin Şarkısı: Gracias a la vida
Ekmek ve Gül Mithat Fabian SÖZMEN

Büyük altüst oluşların yaşandığı 20. yüzyılda “yeni” kitleler için korkutucu olabilen bir sözcüktü. Ağır, tekdüze ancak yüz yıllardır devam eden, alışılmış hayatları tehdit eden koca dalga, milyonları kimi zaman zorunlu göç (örneğin kentte bir fabrikada çalışmak için), kimi zaman savaş, kimi zaman işgal, kimi zaman da kültürel asimilasyonla vurduğunda her şey çok hızlı oluvermişti; yapacak çok bir şey yoktu. Ancak “yeni dünya”, bağrında kısa zamanda bir başka “yeni”yi doğurdu. Ve işte o andan itibaren “Yeni bir söz söylemek” kitlelerin umudu haline geldi.



‘YENİ’NİN ŞARKICILARI
“Yeni söz”leri dünyanın her yerinden duymak mümkündü. Kendisini duyuracak doğru enstrümanlar “yeni”lerin elindeydi; müzik gibi… Şili’de ve daha sonra tüm Latin Amerika’da ortaya çıkan müziğe “Nueva Canción-Yeni şarkı” adı verildi… Nueva Canción, Şili’nin uzun yıllar baskı altında kalmış yerli halklarının kültürüyle şekillenen halk müziğiyle (folk müzik) devrimci-toplumcu düşüncenin bir araya getirilmesi sonucu 1960’larda ortaya çıktı. Peña adlı kültür merkezleri ve Şili Komünist Partisi ile oluşturduğu organik bağlarla hem müzikal hem de siyasi bir hareket olarak işlev gördü. Kısa sürede İspanya’dan Latin Amerika’ya, İspanyolca konuşan tüm ülkeleri derinden etkileyen hareket, dayandığı temeller itibariyle ABD’deki folk müzik uyanışıyla benzerdi. Her ikisinde de baskı altındaki kırın yok olmaya yüz tutmuş ezgileriyle, kentte büyüyen muhalif, düzen karşıtı siyasi hoşnutsuzluk başroldeydi. İlhamını Sovyetler Birliği’nin halk sanatı ilanından alan bu çabanın Şili’deki öncüsü Müzisyen, Ressam, Heykeltıraş Violeta Parra’ydı.
Violeta del Carmen Parra Sandoval, 1917’de Şili’nin güneyindeki San Carlos kentine bağlı Nuble köyünde doğdu. Tarım dışında bir geçim kaynağı olmayan bu izbe bölgede Parra ailesinin çocuklarının en büyük şansı, müzisyen kökenli anne ve babalarıydı. Ancak onlar da çocuklarının müzikle ilgilenmesini istemiyordu. Violeta 7 yaşında babasının gitarını, çocuklarının erişemeyeceğini umarak sakladığı yerden aşırarak çalmaya başladı. 9 yaşında ilk bestesini yaptı. Bestesinde kullandığı sözler abisi Nicanor Parra’nın bir şiirine aitti.



KARMAŞIK AMA YETENEKLİ BİR AİLE
Parra kardeşlerin hepsi çok yetenekliydi. Ailenin en büyüğü olan Nicanor da ilerleyen yıllarda Şili’nin en önemli şairlerinden biri olacaktı. Violeta 12 yaşındayken babası alkolden öldü. Vasiyeti üzerine ailenin tüm birikimi Nicanor’un eğitimine harcandı ve Nicanor matematik okumak için köyden ayrıldı. Violeta ve kardeşleri de müzik yeteneklerini sirklerde çalışarak değerlendirdi. Genel Şili sirklerinin aksine Violeta ve kardeşlerinin çalıştığı sirkler kırsal alanlara da gidiyordu. 1980’lerin başında yayımlanan bir röportaja göre 13-14 yaşlarında başlayan çalışma hayatı, Violeta’ya akranı kadınların hiç sahip olmadığı bir özgürlük alanı sağladı. Violeta ayrıca bu dönemde Şili’nin hor görülen kırsal bölgelerine ilişkin bilgisini ve bağlarını güçlendirdi. Bunun yanı sıra okuma yazma oranının çok düşük olduğu bu bölgelerde geleceğe aktarılan müzikal geleneğe dair de çok şey öğrendi.
Violeta Parra’nın müziği, 3 temele dayanır. Özellikle Maule ve Valparaiso bölgeleri arasında yaşayanlar tarafından kullanılan 24 ya da 25 telli el guitarrón. Bu gitar tipi “Şili gitarı” olarak da bilinir. İkinci olarak a lo poeta. Şiir üzerine bestelenen şarkılardır. Şili’de décimas olarak bilinen 10’luk mısra düzeniyle bestelenen bu şarkılar, insani (a lo humano) ve dini (a lo divino) içerikleriyle ikiye ayrılır. Üçüncü olarak ise geleneksel Şili halk dansı la cueca gelir. Kırsal kökenleri olan La Cueca’nın karakteristiği toplumsal güç ilişkileriyle belirlenmiştir. Erkek ve kadın tarafından icra edilen dansta erkeğin rolü daha baskındır. Romina Green’in yazdığı üzere dans kırsal alanda da toprak sahipleriyle (el patrón) köylülerin icrasında farklılık gösterir. Bu iki karşıt sınıfın danslarında kıyafetler ve sözler bu farklılığı yansıtır, kesişen nokta ise erkeğin baskınlığıdır.1
1920’lerin sonlarından itibaren ise müzik şirketlerinin devreye girmesi ve müzikte endüstriyelleşmeyle birlikte cueca’lar da giderek ticari bir içerik kazandı. Latin Amerika’nın geri kalanında popüler olduğu üzere dörtlü erkek cueca grupları oluşturuldu, sözler ve kıyafetlerde de el patrón baskın hale getirildi.



18 YAŞINDA TEK BİR GİTARLA BAŞKENTE GELDİ

Aynı dönem yani 1920’lerin sonları aynı zamanda Şili’de komünist, sosyalist, anarşist siyasi oluşumların filizlendiği ve sendikal hareketin güçlendiği bir dönemdi. Köyden kente göç artmış, köylüler proleterleşmeye başlamıştı. Violeta Parra da 18 yaşında (1935) başkent Santiago’ya geldi. Abisi Nicanor’un “Yalnızca bir gitarla geldiğini” söylediği Violeta, Santiago’da hem sınıfsal bir uçurumla karşılaştı hem de kırsal bölgelerden gelenlerin çoğu yerli kökenli olduğu için ırkçı bir ayrımcılığı gözlemledi. Parra, nispeten varlıklı akrabaları sayesinde Santiago poblacione’lerinde (gecekondu) tüm bunları yaşamak zorunda kalmadı. Bir öğretmen okulunda eğitim görmeye başladı ancak kısa bir süre sonra okulu bırakarak kardeşi Hilda’yla müziğe başladı. Parra, para kazanmak için çalmak zorunda olduğu bu dönemde başkente ve radyolar aracılığıyla tüm ülkeye hakim olan bu piyasa müziğinin dejenere halinden son derece rahatsız oldu. Radyolarda çıkabilmek için dayatılan bu tarza sıkışmak gerektiğini gördü. Daha sonra Pinochet diktatörlüğünün de destekçisi olan Los Huasos Quincheros’ta cisimleşen bu anlayış, kardeşinin deyimiyle “Violeta’nın tüylerini diken diken ediyordu.”2
Sosyal ve müzikal anlamda başkentte karşılaştığı bu anlayışa karşı yaşadığı hayal kırıklığıyla cebelleşen Parra, 1940’larda bir demiryolu işçisiyle evlendi ve iki çocuk sahibi oldu. Romina Green, Parra’nın şarkıcılıktan titiz bir Şili folkloru araştırmacısına evrilmesinin tohumlarının bu dönemde atılmasını, sanatçının modern Santiago ile yaşadığı uyuşmazlıkla açıklıyor.



ŞİLİ’NİN HAZİNESİ GÜNIŞIĞINDA
Parra’nın tıpkı ABD’de benzer bir folk müzik canlanışını doğuran çağdaşlarından Woody Guthrie gibi, ülkesini karış karış gezip yerel ezgileri toparlamasına yol açan süreçte Violeta’nın abisi şair Nicanor Parra ile 1950’lerin başında gelişen ilişkisi de önemli rol oynadı. Nicanor’un üniversite çevrelerindeki popülerliği, Violeta’nın da çevresini genişletti. Ve kısa sürede çok sayıda akademisyen “Şili’nin saklı hazinesi”ni gün yüzüne çıkarma uğraşında Violeta’ya katıldı. Müzikolog Gaston Soublette’nin aktarımıyla, Parra’nın Orta Şili’yi merkezine alan çalışmaları “eşek üstünde tek bir gitarla” devam etti.
Sergio Larrain, Violeta Parra’nın çabasının önemini şöyle anlatıyor: “O dönemde Latin Amerika’nın hiçbir değeri olmadığı düşünülüyordu. Ressamlar, şairler Avrupa’ya, ABD’ye gitmenin peşindeydi. Violeta, Şili’yle bağlantımızı sağlayan bir adım gibiydi. Şili’de hiçbir şey yoktu. Ancak gerçek değerler sıradan insanların yaşamındaydı ve Violeta bunun farkına varan, bunu seven ve kendi müziğiyle bunu yeniden yorumlayan kişi oldu.”3

Parra, 1953’te Orta Şili’de başlayan çalışmalarını 1959’da Şili’nin Şarkıları ve Folklörü/Cantos Folklóricos de Chile adıyla kitaplaştırdı. Violeta Parra, bu tarihi çalışmasıyla ülke çapında tanınan bir isim haline gelirken, 1960’larda Nuevas Canción hareketini taşıyacak genç müzisyenlerin de önünü açtı. Violeta, 3 bine yakın Şili şarkısı, müziği ve özdeyişi derledi.

Violeta, Nicanor Parra ile değerlendirdiği çalışmalarıyla 10’luk mısra sistemi-decimas tarzında şarkı sözleri yazdı ve besteledi. Nuevas Canción’un ruhunu inşa eden, toplumsal eşitsizliğe dikkat çeken a lo humano’lar bu dönemde kitlelerle buluşmaya başladı. Violeta, 1954’te başlayan radyo programıyla hem kendi tanınırlığını önemli ölçüde artırdı hem de Şili’nin kendi kendisini tanımasını sağladı. 1955’te Avrupa’ya gitti. Sovyetler Birliği’nden İngiltere’ye birçok ülkede bulundu. 1959’da ülkesine dönene dek Fransa’da yaşadı. Parra, Fransa’dayken de çalışmalarının meyvesini topladı ve yalnızca Şili değil tüm Latin Amerika halklarının müziklerinin inceliğini öğrenerek çok sayıda yeni esere imzasını attı. Bu sırada Fransız chanson’larına ilgi duymaması beklenemezdi elbette.

Violeta bu dönemdeki eserleriyle toplumsal eşitsizliğe, işçi sınıfının, köylülerin durumuna, emperyalizmin Latin Amerika üzerindeki etkilerine ve başta Şili olmak üzere bölge devletlerinin yerli halklara yaşattığı baskılara dikkatini çekti.

Tüm bunlar yaşanırken Latin Amerika 1952’de Bolivya, 1959’da Küba devrimleriyle yeni bir soluğa kavuşmuş her ülkede de devrimci mücadeleler yükselişe geçmişti. Nuevas Canción’un temelleri, toplumsal mücadelenin bir silahı olarak müziğin de tüm kıtadaki kullanılışını etkiledi.

Latin Amerika’da halk kültürü uyanışı yayılırken devletler de bundan etkilendi ve Arjantin’de Juan Peron’un çıkardığı yasada olduğu gibi, ulusal müziklerin yaygınlaşması için önlemler alındı. “Nueva Canción” terimi ilk olarak 1967 yılında Encuentro de la Canción Protesta’da kullanıldı. Şili’de Parra ve çocukları Isabel ile Angel’in açtığı Peña adlı kültür merkezleri, 1973’de Pinochet diktatörlüğü tarafından kapatılana kadar Patricio Manns, Victor Jara, Quilapayun, Inti-Illimani gibi isim ve gruplar çıkardı. Peña’ların yayılmasında Şili Komünist Partisi ve Gençlik Örgütü’nün önemli katkısı oldu. Partinin sayesinde “Nuevas Canción” geniş kitlelere ulaştı. Salvador Allende’nin 1970 başkanlık seçiminde de “Nuevas Canción” akımının takipçileri etkili oldu. Victor Jara’nın Venceremos marşı önce Allende iktidarının daha sonra da tüm dünya devrimci hareketinin marşı haline geldi. Ne yazık ki Violeta Parra, Nuevas Canción’un yükseliş dönemini göremeyecekti.



CARPA DE LA REINA
Violeta Parra’nın son projesi “Carpa de la Reina” idi. 1967’de Santiago’nun çeperinde diktiği dev çadır, Parra için bağımsız bir kültür merkeziydi. Bin kişiye ev sahipliği yapabilen çadırı Parra, kendisinin ve dileyen tüm sanatçıların çalışmalarının halkla özgürce, masrafsız ve aracısız bir şekilde buluşabileceği bir yer olarak tasarlamıştı. Kızı Isabel’e yazdığı bir mektupta çadırda yaşama fikrinin yerleşik olan her şeyi reddetmek ve toprakla yeniden bütünleşmek anlamına geldiğini söylüyordu. Ne yazık ki Violeta’nın çadırı kente çok uzaktı ve bu yüzden halkın ilgisine yeterince mazhar olamadı. Santiago’nun hali hazırda önemli bir politik mücadele içerisinde olan emekçileri için Violeta’nın çadırına “ulaşmak” kolay değildi.
Violeta Parra’nın son şarkıları aynı zamanda onun en duygusal ve bireysel şarkılarıydı. Gracias a la Vida, Rún Rún Se Fue Pa’l Norte, Volver a Los Diecisiete şarkılarını Parra, en güzel ve olgun şarkıları olarak tanımlıyordu. Özellikle Gracias a la Vida, Şili’yle adeta özdeşleşen bir şarkı haline geldi.
Violeta ölmeden önceki son gününü hayatında önemli bir yere sahip olan abisi Nicanor Parra ile geçirdi. Violeta, bu dönemde İsviçreli flütçü Gilbert Favre ile olan ilişkisinden duygusal yaralarla çıkmıştı (Rún Rún Se Fue Pa’l Norte Favre’ye yazılmıştı) ve daha önce de intihara kalkışmıştı. Violeta, abisine “son şarkısı” olarak Día Domingo en el Cielo’yu okudu. Daha sonra çadırına çekildi. Bir gece boyunca, parmakları kanayana kadar charango’sunu (And Udu) çaldıktan sonra kafasına dayadığı silahı ateşleyerek yaşamına son verdi.
Kaynaklar:
1-Romina Green, Unearthing Violeta Parra: Art as Multilayered Discourse and Manifestations of Anti-(Neo)Colonialism, Anti-Modernism, Nationalism and Otherness. s.13
http://www.academia.edu/238709/Unearthing_Violeta_Parra_Art_as_Multilayered_Discourse_and_Manifestations_of_Anti-_Neo_Colonialism_Anti-Modernism_Nationalism_and_Otherness
2- La Bicicleta Dergisi:Toda Violeta Parra s.13 http://tr.scribd.com/doc/31881961/La-bicicleta-especial-violeta-parra-1
3- La Bicileta Dergisi:Toda Violeta Parra s.19
Not: Evrensel Kültür’ün Mayıs 2014 sayısında yayımlanmıştır.
Yorumlar (0)
30
açık
Günün Anketi Tümü
Sitemizi nasıl buldunuz?
Sitemizi nasıl buldunuz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 40 84
2. Galatasaray 40 84
3. Fenerbahçe 40 82
4. Trabzonspor 40 71
5. Sivasspor 40 65
6. Hatayspor 40 61
7. Alanyaspor 40 60
8. Karagümrük 40 60
9. Gaziantep FK 40 58
10. Göztepe 40 51
11. Konyaspor 40 50
12. Başakşehir 40 48
13. Rizespor 40 48
14. Kasımpaşa 40 46
15. Malatyaspor 40 45
16. Antalyaspor 40 44
17. Kayserispor 40 41
18. Erzurumspor 40 40
19. Ankaragücü 40 38
20. Gençlerbirliği 40 38
21. Denizlispor 40 28
Takımlar O P
1. Adana Demirspor 34 70
2. Giresunspor 34 70
3. Samsunspor 34 70
4. İstanbulspor 34 64
5. Altay 34 63
6. Altınordu 34 60
7. Ankara Keçiörengücü 34 58
8. Ümraniye 34 51
9. Tuzlaspor 34 47
10. Bursaspor 34 46
11. Bandırmaspor 34 42
12. Boluspor 34 42
13. Balıkesirspor 34 35
14. Adanaspor 34 34
15. Menemenspor 34 34
16. Akhisar Bld.Spor 34 30
17. Ankaraspor 34 26
18. Eskişehirspor 34 8
Takımlar O P
1. Man City 38 86
2. M. United 38 74
3. Liverpool 38 69
4. Chelsea 38 67
5. Leicester City 38 66
6. West Ham 38 65
7. Tottenham 38 62
8. Arsenal 38 61
9. Leeds United 38 59
10. Everton 38 59
11. Aston Villa 38 55
12. Newcastle 38 45
13. Wolverhampton 38 45
14. Crystal Palace 38 44
15. Southampton 38 43
16. Brighton 38 41
17. Burnley 38 39
18. Fulham 38 28
19. West Bromwich 38 26
20. Sheffield United 38 23
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 38 86
2. Real Madrid 38 84
3. Barcelona 38 79
4. Sevilla 38 77
5. Real Sociedad 38 62
6. Real Betis 38 61
7. Villarreal 38 58
8. Celta de Vigo 38 53
9. Granada 38 46
10. Athletic Bilbao 38 46
11. Osasuna 38 44
12. Cádiz 38 44
13. Valencia 38 43
14. Levante 38 41
15. Getafe 38 38
16. Deportivo Alaves 38 38
17. Elche 38 36
18. Huesca 38 34
19. Real Valladolid 38 31
20. Eibar 38 30
Günün Karikatürü Tümü
banner56