İSTANBUL - Sandıktan çıkan sonuçların iktidarın değişmesine duyulan arzuyu ortaya koyduğunu belirten Nesrin Nas, 28 Mayıs seçimlerinde hala Kürtlerin belirleyici konumda olduğunu kaydetti. 

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği için 14 Mayıs'ta gerçekleştirilen seçimler, şaibe ve usulsüzlüklerin gölgesinde gerçekleştirildi. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) resmi olmayan sonuçlarına göre, AKP’den 268, CHP'den 167, MHP'den 51, İYİ Parti'den 44, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nden (Yeşil Sol Parti) 61, Saadet Partisi’nden 10, Demokrasi ve Atılım Partisi’nden (DEVA) 14, Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) 4 milletvekilli, 28. Dönem Parlamentosu’nda yer alacak. 

İkinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimi ise 28 Mayıs’ta gerçekleşecek. İkinci turda geçerli oyların çoğunluğunu alan 13. Cumhurbaşkanı seçilecek. Anavatan Partisi eski Genel Başkanı ve ekonomist Prof. Dr. Nesrin Nas, 14 Mayıs seçiminin sonuçları ile ilgili tartışmalar ve ikinci tura dair değerlendirmelerde bulundu. 

‘KUTUPLAŞMA YERLEŞİK HAL ALDI’ 

14 Mayıs seçim sonuçlarıyla birlikte Türkiye'de kutuplaşmanın yerleşik bir hal aldığına dikkat çeken Nas, Türkiye'nin tam anlamıyla iki kutba ayrıldığını belirtti. 21 yıllık AKP iktidarı döneminde toplumda yaratılan kutuplaşma sonucu olarak iktidara oy verenlerin bu seçimde demokrasi ve medeniyetten yana bir tavır koymadıklarını söyleyen Nas, “İnsanlar oylarını pek değiştirmediler. Değiştirseler de bulundukları ittifak içindeki diğer partilere verdiler. Bu durum Türkiye açısında kötü. Kutuplaşma ile birlikte ülkenin üzerine örtülen korku iklimi, muhalif medyaya yönelik baskılar, ulusal basının iktidar ve yandaşlarının elinde olması gibi bazı etkenlerden kaynaklandığını düşünüyorum. Yine iktidarın bu seçimlerde devletin bütün imkanlarını kullanması, hazinesinden kolluk kuvvetine, yargısına kadar bunu kullanması, bunun üzerine yalan videolar yayınlaması, bütün bunlar tabi seçim sonuçlarını etkiledi diye düşünüyorum” diye belirtti. 

ÇIKIŞ YOLU 

Seçim sonuçlarından daha önemli bir şeyin daha açığa çıktığını belirten Nas, “Toplum kendisi için iyi ve güzel bir gelecek rüyası görmeyi unutmuş. Bu durum bize Erdoğan’la doğmuş, Erdoğan ile büyümüş,  siyasi görüşü bu yünde olan insanların ne yazık ki, başka bir dünyaya tanıma şansının pek kolay olmadığını gösteriyor. Buradan çıkış ancak yeniden bir eğitim, eşit yurttaşlık, demokrasi, eşit haklardır. Laikliği sıfırdan anlatmakla işe başlayacaksınız ama tabi tüm bunlar zaman alacak şeyler” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve eşit yurttaşlık bilincinin de zaman gerektirdiğini söyleyen Nas, şöyle dedi: “Toplum olarak bu ideali gerçekleştirmek için hepimiz üzerimize düşeni yapacağız. Hiçbirimizin bu ideallerinden vazgeçmesi, şikayet etmesi ya da mücadeleyi bırakma gibi bir lüksü olamaz. Kötü günlerden geçtik, bunu da mutlaka atlatacağız. İnsanların toparlandığını ve her şeye dört elle sarıldığını görüyoruz. Burada, Erdoğan'ın yaptığı Anayasa değişikliğinden sonra yürütme aslında son derece kritik bir rol oynayacak. Yasamada her ne kadar cumhur İttifakı çoğunluk olarak görünse de yürütmenin gücü çok daha belirgin. Bu yüzden yürütmeyi almamız lazım. Eğer yürütmeyi alırsak dengeli bir Türkiye olur. Tek adam yönetiminin ya da iktidardaki tek kişilik hükümetin, önümüze koyduğu bütün sakıncaları büyük ölçüde engelleyebiliriz.” 

MİLLET İTTİFAKI’NIN EKSİKLİKLERİ 

Millet İttifakı’nın yaşadığı eksikliklere dikkat çeken Nas, bunlardan ilkinin kadınların yaşadığı sorunlara dair ciddi bir politikanın üretilmemesi olduğunu belirtti. 28 Mayıs’ta sandığa giderken yeni bir strateji ve kampanyaya ihtiyaç olmadığına işaret eden Nas, “Muhalefetin bir takım eksikleri olduğunu söylemek gerek. Bunlardan bir tanesi, Türkiye'de kadınların ciddi problemleri var. Özellikle şuan Meclis’e giren, Yeniden Refah Partisi ve HÜDA PAR’a baktığımızda, kadınların sahipsiz, sokak hayvanları gibi sahiplenmesinden bahseden ve bunu program kitapçığına koyan bir anlayışla karşı karşıyayız. Yani bundan sonra kadınların işi zor olacaktır. Böyle bir yasama ve yürütme Erdoğan'ın elinde olursa muhalefetin kadın politikalarına daha  özel önem vermesi gerek. Yine gençlere dair somut şeyler yok. Yani gençlere seslenmek istiyorum demekle olmaz. Neyi nasıl değiştireceğini, kimin adına, kimin lehine ne yapmak istiyorsanız bunu onlarla yapmanız gerekiyor” dedi. 

‘İTTİFAK KILIÇDAROĞLU’NU DESTEKLEMEDİ’ 

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ittifaklardan destek almadığına dikkat çeken Nas, “Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve özellikle Meral Akşener’in hiç desteği olmadı. Örneğin Meral Akşener’in yürüttüğü kampanyada ‘Ben de başbakan olmak istiyorum, bir oy bana’ kampanyası İYİ Partililerin kafasını karıştırmış. İyi Parti kanadından çok oy gelmedi diyebiliriz. Özellikle Erdoğan’ın Millet İttifakı’nı terörize eden sahte videosunun toplumda bir karşılığının olmayacağını düşündük. Ancak toplumda iyi bir karşılık bulmuş. Bunun önemsenmesi ve bu yalan propagandalara cevap verilmesi gerekiyormuş. Belki o tür yalanların cevaplandırılması lazım. Buna dair kampanyalar yürütülmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.  

KÜRT SEÇMENLER 

Yeşiller ve Gelecek Sol Partisi’nin hakim olduğu bölgelerde sandık güvenliği konusunda ciddi sorunlar yaşandığını kaydeden Nas, buna dair gerekli itirazların yapıldığı ve sürecin devam ettiğini hatırlattı. Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik kapatma davası nedeniyle Yeşil Sol Parti ile seçime girme kararı alındığını anımsatan Nas, “Yeşil Sol Parti’nin oylarının beklentinin altında olmasının çok nedeni var. Birincisi HDP’nin kısa bir süre içinde Yeşil Sol Parti ile seçim listelerinden girmesi, seçmenin bir ayda bu değişikliğe adapte olması kolay şeyler değil. Ancak mevcut koşulları dikkate aldığımızda oldukça başarılı bir sonuç alındığını düşünüyorum. Eski eş genel başkanları ve belediye başkanları başta olmak üzere 20 bin üyesi cezaevinde tutuklu bulunmasına rağmen ayakta kalmış bir yapıdan söz ediyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı içinde yaşanan tartışmaların kamuoyu önünde yapılması, Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) tutumu bazı yerlerde vekil çıkarılmasına engel olması bir etken. Pervin Buldan ve Mithat Sancar, ‘Beklentinin altında kalan her oy kendimizi gözden geçirmemiz için bir önemli bir nedendir’ diyerek özeleştiri verdiler. Yani rüzgar tüm var gücüyle karşıdan eserken Kürt seçmen ve partileri, rüzgara karşı yol ama gibi bir zorlukla sınandılar. Buna rağmen de hala belirleyici konumdalar. Cumhur İttifakı’na en fazla oy o bölgeden çıktı. Bu da mevcut iktidarın değişmesini ne kadar arzu ettiklerini açık bir şekilde ortaya çıkıyor” diye belirtti. 

'VAZGEÇMEK EN BÜYÜK İHANETTİR’

Mücadelenin bırakılmaması ve dik bir duruş sergilemenin önemli olduğunun altını çizen Nas, şöyle devam etti: “Başta Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere tüm muhalefetin dik durması gerekir.  Bırakıp gitmek, vazgeçmek bu topluma yapılmış en büyük ihanet olur. Kılıçdaroğlu’da basının karşısında çıkarak aslında nasıl bir kampanya yapacağını ve dilin biraz daha sertleşeceğinin işaretlerini verdi. Kendi hayatımızı, kaderimizi elimize almak, söz olmak istiyorsak ve bu güne kadar yaşadıklarımızın daha kötüsünü yaşamak istemiyorsak sandığa gitmek zorundayız. Aksi halde baskının ve şiddetinin daha da artacağı bir Türkiye'de yaşamak zorunda kalacağız. Bunu çok iyi düşünmek lazım.” 

MA / Esra Solin Dal