AMED - Kürt sorununa dair konferansa konuşan DEM Partili Cengiz Çandar, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 2013 mektubunun ana fikrine dönülmesi halinde bir rahatlama sürecinin oluşabileceğini söyledi. 

İnsan Hakları Derneği (İHD) tarafından “Kürt meselesinin çözümü ve barış konferansı” ikinci oturumla sürdü. “Ortadoğu’da barış ve Kürt meselesinin demokratik çözümü” oturumunun moderatörlüğünü Selahattin Esmer yaparken, konuşmacılar ise Doç. Dr. Arzu Yılmaz, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Cengiz Çandar oldu. 

‘ORTADOĞU’DA DIŞ AKTÖRLERİN ETKİSİ’

Oturumda ilk olarak söz alan Yılmaz, ulus devletlere, egemen devlet anlayışlarına değindi. 1945-2008 arasında Ortadoğu’daki çatışmaların en az iki dış aktörün dahili ile ortaya çıktığını söyleyen Yılmaz, 2008’den sonra ortalama en az 6 dış aktörün Ortadoğu’da taraf olduğunu belirtti. Yılmaz, “Ortadoğu’da ortalama 200 milyon nüfus, devlet dışı aktörlerin yönetimleri altında yaşıyor” dedi. 

Kürtler açısından 2009-2013 sonrasında ortaya çıkan barış görüşmeleriyle 2019-2023 sonrası ortaya çıkacak barış görüşmelerinin farklı bir karakteri olduğunu vurgulayan Yılmaz, bunun sebebini de  “Kürtlerin arasındaki ilişkilerin uzlaşmadan çok uzak, çatışma potansiyelinin çok yüksek olduğu bir döneme denk gelme” olarak yorumladı. Yılmaz, barış mekanizmasının kurulması için Kürt aktörlerinin hepsinin kapsayıcı olması gerektiğini vurguladı. 

‘REJİM DEĞİŞİKLİĞİ KÜRT SORUNU İLE BAĞLANTILI’

DEM Parti Amed Milletvekili Cengiz Çandar ise çözüm süreci sonrası Kürt sorununda çok önemli değişiklikler olduğunu belirtti. Türkiye’de en önemli değişikliğin ülkedeki rejim değişikliği olduğunu belirten Çandar, “Bu rejim değişmesi, doğrudan doğruya Kürt sorunu ile bağlantılı olarak değişti” dedi. 

7 Haziran 2015’te HDP’nin 80 milletvekili ile kazanmasıyla AKP’nin çoğunluğu elde edemediğini ve savaş politikalarının 24 Temmuz 2015 itibariyle başladığını hatırlatan Çandar, “1 Kasım’da 7 Haziran 2015’in vermediği sonuç, iktidar sahiplerine verildi. Ondan sonra da bildiğimiz gelişmeler oldu. O giden yolda çok temel bir gelişme oldu. AKP-MHP arasında ittifak kuruldu. MHP’nin bu ittifaktaki ön şartı ‘çözüm sürecinin sona ermesi’ oldu. Bütün bir muhalefet, başta Kürt muhalefeti olmak üzere baskı altına alındı. 2018 seçimi ile birlikte Türkiye anayasal olarak bu ucube sistemi andıran Cumhurbaşkanı Kabile sistemine geçti. O gün bugündür bu sistemin içindeyiz. 15 Temmuz tarihinden yaklaşık 40 gün sonra sınır ötesi operasyon Suriye’ye oldu. Türkiye bundan sonra askeri güç olarak sınır dışına yerleşti. Türkiye’deki rejim değişikliği şu anda hüküm süren Kürt meselesinin de, çözümsüzlüğünün de çözülmemesi gerektiğiyle de birebir bağlantısının olduğunu görmek gerekir” dedi.  

‘ÖCALAN’IN MEKTUBUNUN ANA FİKRİNE DÖNÜLMELİ’

Gelinen noktada boş hayaller kurulmaması gerektiğini söyleyen Çandar, “Tecrit kalksın, Sayın Abdullah Öcalan ile müzakere başlasın” denildiğini ancak hala demokratik bir iklim yaratılamadığına da dikkat çekti. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 2013 yılındaki Amed Newrozu'nda okunan mektubunu “muazzam” olarak değerlendiren Çandar, onun ana fikrine dönülürse bir rahatlama sürecinin oluşabileceğine işaret etti. 

Oturum soru-cevap bölümü ile sona erdi. 

Kaynak: https://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/235984