Diren Yurtsever

İSTANBUL – Türkiye’de medya ve iktidarın birbirlerinin hegomanyası altında kaldığı iyice görünür bir halde iken; bunun artık bir suç haline dönüştüğünü söylemek mümkün. Mevcut egemen gücün medyası iktidarın işlediği suçlara ortak olmuştur. Topluma karşı suç işlemektedir.

Daha demokratik ve özgür ülkelerde medya toplumun gözü-kulağıdır. Ancak Türkiye’de böyle değil. Çünkü mevcut medyanın yüzde 90’ı iktidar güdümündedir. Bu etkiyle “haber” yapan medya organları ise toplumun değil, iktidarın eli ayağı konumundadır. İktidarın ve egemenin en zor zamanında yanında yegane güç olmuştur. Adeta toplumu karşısına almıştır. Bu durumun kendisi basın etiği, toplum yaşamı ve ülke gerçekleri ile örtüşmemektedir. Medyanın etik açıdan haber yapmasının temel koşulu, toplumun gündemi olan önemli/temel konularda doğru ve eksiksiz bir şekilde haber yapmasıdır.

Mevcut durum böyle olunca da iktidar elinde tuttuğu bu medyaya istediği manşetleri attırabiliyor, toplumu manipüle etmenin ve kendi propagandasının aracı olarak kullanabiliyor. Bu durum belki Türkiye’de ilk değil. 100’üncü yılına giren Türk ulus devlet sisteminin tekçi anlayışında medyanın 100 yıllık geçmişi de bu amaca hizmet eder pozisyonda olmuştur. Gerçeklerin üstü medya eliyle örtülmeye çalışılmıştır veya çarpıtılmıştır. Buna karşı direnen özgür basın elbette var. Toplumcu bir anlayışla haber yapma sorumluluğu ve gerçeğe hizmet etme amacı taşıyan medya organları/gazeteciler hala direniyor ve topluma karşı sorumluluğunu yerine getiriyor elbette.

Medya iktidar ilişkisi

Fakat konumuz gereği medya (iktidar güdümündeki) iktidar ilişkisinin toplumun önceliklerini belirlemedeki rolüne dikkat çekmek adına, iktidar medyasının toplum ve ülke gerçeğiyle örtüşmeyen pratiğine değinmek. Toplumun büyük bir kısmı ülkede ve çevresinde olup bitenleri medya üzerinden öğrenir. Medyanın; haberlerinde, manşetlerinde önem sırasına göre verdiği haberleri görür, kendi önem sıralamasını da bu etki altında kalarak belirleyebilir.  Örneğin; Türkiye uzun bir süredir ekonomik bir bunalım yaşıyor. Ekonomisi neredeyse iflas etmiş, her gün artan zam ve vergilerle toplumun adeta beli bükülmüş, insanlar en temel ihtiyaçlarını alamaz duruma gelmiş, barınma gibi temel bir sorun baş göstermiş, çok daha önemlisi toplum gelecek kaygısı yaşamaktadır.

Türk medyası iktidarın iskeleti 

Ülke gerçekliği böyleyken, mevcut medya ise manşetlerine taşımayarak, ana haberlerde yer vermeyerek, yer vermediği gibi tüm bunlar yaşanmıyormuş gibi davranarak, yalan haber yapmaktadır. Topluma karşı sorumluluğunu yerine getirmemektedir. Artan enflasyonun yanı sıra son bir ayda su, ekmek, süt, simit, doğalgaz, elektrik, motorlu taşıtlar vs yapılan zamlar asla iktidar medyasında yer almadı. Ekonomik kriz yokmuş, bu zamlar yapılmıyormuş, insanlar sokakta kalmıyormuş gibi bir tablo yaratmaya çalışıyor. Çünkü ülke hiç olmadığı kadar ekonomik anlamda dışa bağımlı hale geldi, toplum yoksullaştı, kaynaklar tüketildi. İktidarın bu zor zamanında medyası onun eli kolu ayağı olarak ayakta kalmasını sağlamaya çalışan bir iskelet adeta.

Gelenek bozulmadı iktidar medyası zamları görmedi

İktidar ve kabinesi ülke ülke para “dilenmeye” çıkarken, toplum yoksulluğa mahkum edilirken iktidar medyası neyi gördü? Toplumu yoksullaştıran zamları görmedi elbette. Bunun yerine emekliye, memur maaşlarına yapılan zamları ve diğer ekonomik vaatleri (tehditleri) gördü. Bunu yaparken de maaşlara yapılan zammın artan enflasyon nedeniyle hemen cebe girmeden eridiğini görmeyerek tabi.

Topluma karşı sorumluluğunu yerine getirmeyen gazetelerden biri olan Hürriyet gazetesinin 22 Temmuz tarihli manşetine baktığımızda, “Emeklilere yıl sonu mesajı”, Erdoğan’ın, “Fahiş kiraya ceza keseceğiz” açıklamasını taşımış manşetine. Aynı tarihli Sabah gazetesinin manşetine baktığımızda ağız birliği yaptığını şu manşetiyle anlayabiliriz: “Kiracıları açgözlülere kurban etmeyeceğiz”. Yeni Şafak’ta ağız birliği yaparak, “Fahiş kiraya gerekirse ceza gelecek” başlığıyla Erdoğan’ın açıklamasını görmüş. Takvim de bu geleneği bozmayarak, “Emekli ve memura yeni düzenleme” diye vermiş.

Hegemonik ilişkiler ve suç ortaklığı

20 Temmuz’da Türkiye genelinde ekmeğin 12 TL’ye çıkacağı haberlerini görmeyen bu gazeteler, manşetlerine memura, emekliye yapılacak zam “müjdesi” ile kiracılara “ev sahiplerini” tehdit eden bir mesaj veriyor. Mevcut iktidar çeşitli hamleler ile ömrünü uzatmaya çalışırken, toplumun yoksulluğu ve zamlarla giderek bu yoksulluğu derinleştirdiğinin görünmemesine ihtiyacı var. Bunu da güdümüne aldığı medya ile yapıyor.

Sonuç olarak, Türkiye’de medya ve siyasetin (iktidarın) birbirlerinin hegomanyası altında kaldığı iyice görünür bir halde iken; bunun artık bir suç haline dönüştüğünü söylemek mümkün.  Mevcut egemen gücün medyası iktidarın işledi suçlara ortak olmuştur. Topluma karşı suç işlemektedir.

Editör: Hamza Özkan