“Bir düşünceden ve onun ifade gücünden büyülenmek, ilk bakışta aşk gibidir. Bir an’da gerçekleşir. Ancak o duyguyu anlamak ve anlatabilmek uzun sürer. 1968’in açtığı yolun henüz kapanmamış bir parantez olduğunu belirten Althusser’in ‘Gelecek uzun sürer’ belirlemesi, bu hissin bir ifadesi sanki.”

Nagihan Akarsel

Kadın özgürlüğü Kadın özgürlüğü

“Yaşamın anlamı, soluk alıp verişlerin, yürek atışlarının bir ideale yol alışın, bitimsiz bir akışın kendisi olduğu gerçeğindedir. Yoksa o duyuşların yüceliği anlaşılmaz.” (Sakine Cansız)

Tarihin doğru tarafında olduğumuza dair inancımız tamdı.” 1968 Gençlik ve Kültür Hareketi’nde yer alan Alman bir aktivist Gretchen, zamanın ruhunu özetleyen bir cümleyle sesleniyor bize. Kurduğu cümle, dönemin kolektif bilincinin ve bu bilincin yarattığı ruhsal iklimin bir yansıması adeta. Dönemin düşünme ve hissetme tarzını, zihniyetini ifade ediyor. “Zamanın ruhunu okumak” (Abdullah Öcalan), bu mücadelenin anlam evrenini anlamaktan geçiyor. Yaşamdan süzülüp gelen ve geleceğin koordinatlarını oluşturan bu ruhu okumak ise ilişkilerin bütünselliğinde anlam bulan yaşamı anlamayı (Atakan Mahir) gerekli kılıyor. 

Gretchen’in o zaman kurduğu cümle, şimdiki mücadelesinin de harcını oluşturuyor.  Bugün bir ekolojist ve feminist olarak mücadelesine devam ediyor. “Dünyayı kaybedersek hiçbir şeyimiz kalmaz.” diyerek baş koydukları yolda yumuşak ama kalıcı bir kültür devrimi yaratıldığını ifade ediyor. Dünyayı değiştirme iddiası olan 1968 Gençlik Kültür Hareketi’nin dünyayı değiştiremediğini ancak günlük yaşamda değişimlere neden olduğunu anlatıyor. Yani yaşam tarzında bir değişimin olduğunu, ruhsal ve düşünsel dünyalarında her şeyin daha da şeffaflaştığını belirtiyor. Mücadelesini, “Ne istediğini bilen gençler olarak” aynı yolda ama kadın özgürlüğünü eksene alarak yürütmeye devam ediyor Gretchen.

Yazıda Gretchen’in kurduğu cümleden yola çıkarak bazı sorular soralım. Mesela doğru olan neydi? Tarihin doğru tarafında yer almak ne demekti? Neden tarih okumalarımızda 1968 önemli bir eşiktir? Bu eşikte çözümlenmesi gereken tarihsel ve toplumsal koşullar nelerdi? Dönemin devrimci öznesi kimdi? Ve bu devrimci özne nasıl bir devrim gerçekleştirmişti? Bu devrimin özellikleri nelerdi? Kadınlar bu devrimin neresinde yer alıyordu? 68’de kuşandıkları inancın kaynakları nelerdi, nasıl bir yaşam tarzına yol açmıştı? O dönemden günümüze ne değişti? Taşıdıkları ruhu günümüzde kim, nasıl temsil ediyor? Bu sorularla bağlantılı olarak öncü kişiliklerin temsil ettiği değerler nelerdir? 

‘Gelecek uzun sürer’

Bir düşünceden ve onun ifade gücünden büyülenmek, ilk bakışta aşk gibidir. Bir an’da gerçekleşir. Ancak o duyguyu anlamak ve anlatabilmek uzun sürer. 1968’in açtığı yolun henüz kapanmamış bir parantez olduğunu belirten Althusser’in “Gelecek uzun sürer” belirlemesi, bu hissin bir ifadesi sanki. Çünkü tarihin akışını değiştiren gençlerin doğru eylemidir 1968 Gençlik Kültür Hareketi. Devrimci öznesi gençliktir. Tarihte ilk defa bir sosyal sınıf değil, bir yaş sınıfı devrime öncülük etmektedir. (Edgar Morin) Ruhsal ve düşünsel iklimi, gençliğin enerjisini kuşanmıştır. Ama bu enerji, devrime akıtılması gereken bir ara sınıfın değil, devrimin ruhunu dokuyan öznenin enerjisidir. Anlam devrimine giden yolda gezegenimizin karşı karşıya kaldığı ekolojik yıkıma, ekonomik tehlikelere, kültürel kırıma, kadın kırımına, sömürgeleştirmeye, “ben devri”ne (Adam Curtis imzalı dört bölümlük belgesel) bir başkaldırı söz konusudur. Bu hareketin kendini buluş eylemlerine dönüşmesinin nedeni, inandıkları doğru ile bağlantılıdır. Abdullah Öcalan’ın, “Gençler doğruya en yakın olan kesimlerdir” belirlemesi bu eksende bize yol göstermektedir. 

‘Kimsenin girmediği yollara gir ve yürü!’

“Kimsenin girmediği yollara gir ve yürü. Kimsenin düşünmediği fikirlere aç kafanı!” Düzene olan öfke, böyle yazılmıştı Fransa duvarlarına. 68 Mayıs’ında Nanterre ve Sorbonne üniversitelerinde başlayan öğrenci hareketlerinin kaynağı, bu ruhtu. 1968, 1960’ların ikinci yarısından 1970’lerin başına kadar etkili olan toplumsal hareket dalgasının simgeleştiği bir eşik oldu. Filistin, Cezayir, Vietnam ve Latin Amerika’da var olan hareketlilik bir an’da dünyanın dört bir yanını sardı. Gençlik, bu ruhu sahiplenerek dönemin devrimci öznesi oldu. İlk aşamada öğrenci hareketleri yayıldı, ikinci aşamada binlerce işçi öğrencilere destek verdi. Toplumda geleneksel rollere karşı gelişen ve otoritenin sorgulanmasını beraberinde getiren özerklik, kişisel gelişim, yaratıcılık, birey olma gibi değerler öne çıktı. “Anlatılan senin hikayendir”, “Hayal gücü eksik olanlar neyin eksik olduğunu hayal edemez” ya da “Tahayyül edemeyenler nelerden mahrum kaldıklarını bilemezler”, “Hepimizin içinde bir polis uyur, onu öldürmeliyiz”, “Kafandaki polisten kurtul”, “Her iktidar bozar, mutlak iktidar mutlaka bozar” şeklinde sloganlar döneme damgasını vurdu. 1966-80 yılları arasında varlığını sürdüren Kara Panter Hareketi’nin lideri Fred Hampton’un “Umutsuzluk gördüğümde devrim sıfır noktasındadır”, “Halkın olduğu yerde güç vardır”, “Kelimeler güzeldir, eylem yücedir” gibi belirlemeleri, o dönemin ruhunu ifade eder. Dünyanın dört bir yanında bir ruh kardeşliği yaşanır. (Ayşen Uysal, Mayıs 68 ve Toplumsal Hareketlerin Uluslararası Dolaşımı)

‘Hüzünlü olmaktansa öfkeli olmayı tercih ederim’

Her ülkenin koşullarına göre form kazandı bu ruh. Esnek ve akışkan bir şekilde toplumsal hareketlere dönüştü. Devrimci öznenin ilham kaynağı, bütünlüklü manifesto ya da teorik programlardan ziyade, Frantz Fanon’un Cezayir bağımsızlık savaşı ile bağlantılı söyledikleri, Çin devriminin mimarı Mao’nun kültürel devrim teorileri, Che’nin bütünlüklü enternasyonalist devrim perspektifi, gerilla mücadelesi ile zafere ulaşan Küba devrimi, Filistin mücadelesinin haklılığı, ABD’nin Vietnam işgaline karşı Ho Chi Minh önderliğinde gelişen direniş ve ABD’ye karşı gelişen anti militarist cepheydi. Amerika’da 1965 yılında Malcolm X’in katledilmesi, 4 Nisan 1968’de ırkçılık karşıtı hareketin liderlerinden Martin Luther King’in öldürülmesi ile bağlantılı birçok üniversitede öğrenciler ayaklandı, eylemler düzenledi. 9 Ekim 1967’de Latin Amerika’da Che’nin ABD emperyalizmi tarafından katledilmesi, öfkeyi biledi. New York’ta 100 bin kişinin öncülük ettiği savaş karşıtı eylemler, Japonya’da Okinawa’da bulunan Amerikan üssünün kapatılması için yapılan eylemler, Almanya’da Baader-Meinhoff adıyla vücut bulan Kızılordu Fraksiyonu (RAF) gerillaları devrim perspektifini şehirlere taşıdı. Devrim yapılamasa da toplumun dokusunda bir değişime neden olan RAF’ın öncülerinden Ulrike Meinhoff’un egemenlik zincirini şehirden kırmayı hedefleyen düşünceleri yeni bir devrimci profili açığa çıkardı. “Hüzünlü olmaktansa öfkeli olmayı tercih ederim” diyen Ulrike’nin dünyası, 68’in düşünsel ve ruhsal dünyasının özetidir.

‘Yol çok uzun’

Yaşam tarzını değiştirmeyi esas alan bir devrim olduğu için Wallerstein’in deyimiyle, “yol çok uzun”dur. Bu yolda kavramların anlamı değişir. Bilimsel, felsefi ve sanatsal bağlamlarının önemi keşfedilir. Hakikat, sanat, felsefe, bilim, cinsellik, ruhsal ve düşünsel hayat başta olmak üzere yaşamı ve toplumu ilgilendiren her kavram, yeniden ele alınır. İdeolojik ve sosyolojik çözümlemeler iç içe geçer. Yaşam tarzına dönüşmeyen, hissedilmeyen düşüncenin anlamsız olduğu ifade edilir. Bireyin ruhsal ve düşünsel dünyasının kolektif bilinç ile bağına odaklanılır. “Çünkü çözümlenen an değil tarih, birey değil toplumdur.” (Abdullah Öcalan)

Bu yol o kadar uzundur ki Sakine Cansız’ın yolu Arjantinli Alina Sanchez (Legerin Çiya) ile Bernandine Dohrn’un yolu Zeryan Deniz Amed (Ayşegül Kaçar) ile Hüseyin Cevahir’in yolu Çiyager Hevi (Cihad Türkan) ile Hüseyin Çelebi’nin yolu Christa Eckes ile Suphi Nejat Ağırnaslı’nın (Paramaz Kızılbaş) yolu Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin kızıl yıldızı (Sterka Sor) Ali Çiçek ile kesişir. 

Dönemin özgürlük ruhunun ve mücadele gücünün ortak temsilcilerine geçmeden önce “tarihin doğru tarafında” yer aldıklarına inanan bu bilge gençlerin arayışlarına kaynaklık eden “doğru” neydi ona bakalım. Sosyal bilim anlayışı, paradigma değişimi, enternasyonalist ruh, kadın özgürlüğü, ekolojik arayışlar başta olmak üzere zamana yön veren bilimsel, sosyal, siyasal gelişmeler önemli. Zamanın ruhunu birlikte okuyalım. 

*Yazının Devamı “Doğru olan neydi?” başlığıyla haftaya yayınlanacaktır. 

*Bu yazı, Jineolojî dergisinin “Gençlik Tartışmaları” dosya konulu 23. sayısından kısaltılarak alınmıştır.

Kaynak: http://jinnews.net/JINEOLOJ-TARTISMALARI/content/view/221980