ŞIRNEX - Silopiya’daki yerel yönetimler çalıştayına katılan kadınlar, yerellerde güçlü bir örgütlenmenin şart olduğunu belirterek, “Sorunları ortaklaştırdığımızda kolektif bir çözüm bulabileceğimizi biliyoruz” dedi. 

Şirnex’in Silopiya (Silopi) ilçesinde, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ile Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi tarafından 7-8 Ekim tarihleri arasında düzenlenen "Yerel Yönetimler Kadın Politikaları Çalıştayı"na katılan kadın kurum temsilcileri, çalıştayın içeriğine dair konuştu.

Mêrdîn Şahmaran Kadın Platformu üyesi Gülizar İpek, siyasal gelişmeler bağlamında yaşanan süreçlerde her zaman ilk olarak kadınların hedef alındığını belirterek, Kurdistan kentlerindeki belediyelere atanan kayyımları hatırlattı. İpek, “Kayyımlarla birlikte kadın birimleri,  kadın danışma merkezleri ve sığınma evleri kapatıldı. Asıl amaçları kadınları tamamen sessizleştirmek ve dört duvarın arasına kapatmaktır. Çünkü Kurdistan'da lokomotif güç kadın mücadelesidir. Bu nedenle özel savaş politikalarıyla kadını biat ettirmeye ve mücadeleden kopartmaya çalışıyorlar. Her türlü kirli yöntemler uygulanıyor.  Aşk, sevgi adı altında düşürülme, fuhuş ve uyuşturucu bataklığına sürüklenme son yıllarda artmış durumdadır. Buna karşı çalışmalar ve atölyeler yaparak, farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Aslında bu çalışmaları kapı kapı gezerek yapmalıyız. Bunun da ön ayağı belediyelerdir. Kadınlara yaşam alanları bırakmamak için her türlü müdahale yapılıyor. İki günlük tartışmalarımızda kadın istasyonlarının oluşturulması, aynı zamanda şiddetle mücadele için özellikle İstanbul Sözleşmesi, nafaka hakkı için mücadele etmemiz gerektiği üzerinde durduk” dedi.

‘ATÖLYELERLE FARKINDALIK OLUŞTURULABİLİR’

Uyuşturucu kullanım yaşının birçok kentte 12 yaşın altına düştüğünü anımsatan İpek, “Gençler bunun bilincine vardıkça uzaklaşacaklardır. Yine üretim atölyeleri üzerinden tartıştık. Çünkü şiddetin bir unsuru da yoksulluktur. Kadının yoksullaşması ve yoksulluğun kadınlaşması üzerinden geniş tartışmalar yürüttük ve istihdam alanlarının yaratılması üzerinde durduk” diye belirtti.

‘MAHALLELERDE ÖRGÜTLENMELİ’

Kadına yönelik şiddete karşı yerellerde başvurulacak ilk kurumun belediyeler olduğunu kaydeden İpek, ancak atanan kayyımların ilk iş olarak belediyeler bünyesindeki kadın kurumlarına yöneldiğini hatırlattı. İpek, “Buna paralel olarak şiddet oranında artış oldu. Çünkü kadının başvuracağı alan kalmadı. Kadınlar devletli sisteme güvenmedikleri için başka kurumlara da başvuru yapmak istemiyor. Çünkü başvurduklarında ‘Bir tokat yemişsin ne olacak?' gibi söylemlerle karşı karşıya kalıyorlar. Yasalar da işletilmediği için şiddet artıyor. Özellikle Kurdistan'da şiddet oldukça yüksek, nedeni ise sistemin hem dili hem de uyguladığı politikalardır. Bundan dolayı farkındalık atölyeleri sadece belirli yerlerde değil, mahallelerde de yapılmalı, mahalle kadın meclislerinin oluşturulması gerekiyor” ifadelerini kullandı. 

‘KADIN MUHTAR SAYISI ARTMALI’

Tek bir kadının dahi yalnız kalmaması için birimlerin oluşturulması gerektiğinin altını çizen İpek, şöyle devam etti: “Çünkü kadınlar yalnız kaldığında şiddete maruz kalıyorlar. Şiddet haritalarının oluşturulması, şiddetin daha fazla yaşandığı yerler tespit edilip, birlikte çözüm üretilmesi gerekiyor. Çalıştay da üzerinde durulan bir diğer mevzu kadın muhtar sayısının arttırılması oldu. Erkek egemen sistemde yönetimlerde yer alanların tamamı erkek. Bu yüzden kadınların yerel yönetimlerde daha fazla yer alması gerektiği konusunda tavrımızı ortaya koyduk. Aynı zamanda her sokakta sağlık birimlerinin olması gerekiyor. Çünkü kadınlar sağlık birimlerine ulaşamıyor. Bu noktada belediyelere çok iş düşüyor.”

KOLEKTİF MÜCADELE VURGUSU

Kadın Zamanı Derneği üyesi Dilek Başalan da, çalıştayda bir araya gelerek, deneyim ve tecrübelerini paylaştıklarını söyledi. Yerellerde kadın örgütlenmesinin yeniden güçlendirilmesi üzerinde durduklarını belirten Başalan, “Sorunların tespiti, çözümü ve önerilerin geliştirilmesi üzerinde durduk. En çok kadınların yer aldığı, kadınların dinamik olduğu bir mekanizmadan bahsediyoruz. Bu mekanizmanın içerisinde kadınların rolünün ne kadar önemli olduğu ve ne kadar hayati bir önem taşıdığını biliyoruz. O yüzden illeri ki süreçte kısa ve uzun vadede yapabileceklerimizi de konuştuk” dedi.  

Önemli hususlardan birinin de Türkiye ve dört parça Kurdistan'da çalışma yürüten kadın dernekleri ve platformlarıyla bağının güçlendirilmesi olduğuna dikkat çeken Başalan, “Çünkü birbirimizden besleneceğimizi, sorunlarımızı ortaklaştıracağımızı ve bu sorunları ortaklaştırdığımızda da kolektif bir çözüm bulabileceğimizi biliyoruz. O yüzden İstanbul ve Silopi'nin bir bağının olması gerekiyor. Amed ile İstanbul'un, Mersin'in Urfa ve Ankara'nın bir bağının olması gerekiyor. Silopi'de ki kadının çözüm noktası sadece Silopi olmamalı. Bunun çözümü İstanbul'da, Mersin'de ve Diyarbakır'da olmalı. Bizler de tam olarak bunları konuşuyoruz. Bütün kadınlarla ortak mücadele yürütüyorsak, ‘Sınır tanımayan bir dayanışmamız var’ diyorsak bunun resmi mekanizmalara da taşımak zorundayız. Bu iki günlük çalıştay çok kıymetliydi. Kayyım atanmayan bir belediyenin çalışmalarının hangi minvalde yürüdüğünü, kadına yönelik şiddetle mücadele alanında neler yaptığını gözlemlemiş olduk” diye belirtti. 

‘DEĞİŞİMİN ÖNCÜSÜ KADIN’

Özel savaş politikalarının derinleşip, kurumsallaşarak sürdüğünü işaret eden Başalan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Konunun özüne inmek gerekiyor. Neden kadına karşı politikalarla karşı karşıyayız? Çünkü Mezopotamya'da değişimin öncüleri kadındır. Kadınlarla birlikte değişen bir Ortadoğu ve etkisini dünyaya hissettiren bir kadın mücadelesi var. O yüzden özellikle kadınlar hedef alınıyor. Özel savaş politikalarıyla intihara, fuhuşa sürüklenmesi, genç yaşta evliliğe zorlanması, aile evinde babadan, abiden gördüğü şiddetten kaçma koşuluyla bir başka erkeğin çemberi altına giriyor. Kısacası bir evdeki şiddetten kaçarken başka bir evin şiddetine maruz kalıyor. Özel savaş, korucular ve askerler üzerinden çok geliştirildi.”