İSTANBUL - Üniversite öğrencileri, ekonomik kriz ve hayat pahalılığı kıskacında. Hükümetin kendilerini "gözden çıkardığı" düşüncesindeki öğrencilere göre, tek çıkış yol örgütlü mücadelede.  

İzlenen politikaların sonucu olarak ülkede giderek derinleşen ekonomik kriz ve artan hayat pahalılığı sorununun en çok etkilediği kesimlerin başında üniversite öğrencileri var. Zorlu bir hazırlık sürecinin ardından adım attıkları üniversite hayatlarında niteliksiz eğitimden barınmaya, beslenmeden ulaşıma birçok sorunla yüz yüze kalan öğrenciler, daha mezun olmadan iş ve gelecek kaygısı yaşamaya başlıyor. 

Son iki hafta içerisinde Eskişehir’de Resul Alan ile S.N.R. isimli genç kadın, Çanakkale'de Samet Taş ve son olarak Ankara’da İzzah Elif Zamir Khan isimli öğrenciler yaşamlarına son verdi. Yaşanan bu ölümlerin yanı sıra Aydın’da Kredi ve Yurtlar Kurumu’nda (KYK) kalan Zeren Ertaş’ın asansörün düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi dikkatleri yeniden üniversite öğrencilerine çekti.  

Üniversite öğrencileri, eğitim süreci ve gündelik hayatlarında yaşadıkları sorunlar ve nedenlerini anlattı.  

Beyda Ceylan

‘OKURKEN ÇALIŞMAK ZORUNDAYIM’

Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencisi olan Beyda Ceylan’a göre, ekonomik krizin faturasını en ağır ödeyenler öğrenciler. Eğitim hayatlarının çıkmaza girdiğini, KYK tarafından verilen kredi ve bursların da mevcut kriz ortamında hiçbir anlam ifade etmediğini dile getiren Ceylan, ailesinin maddi durumunun kötü olmasından dolayı geçinmek için çalışmak zorunda kaldığını ifade etti. 

Çalışmanın eğitim hayatını sekteye uğrattığını belirten Ceylan, “Çalışıp para kazanmak için eğitim hayatımızdan vazgeçiyoruz. Çünkü aldığımız burslar bizim temel ihtiyaçlarımızı bile karşılamıyor. Sürekli bunun yükünü taşıyoruz. Bu yüzden nitelikli bir eğitim de almamız mümkün olmuyor” dedi.

‘İKTİDAR GENÇLİĞİ GÖZDEN ÇIKARMIŞ’

Geçim sorunu yüzünden okulu bırakmayı dahi düşündüğünü söyleyen Ceylan, “Sermaye sahibi bir ailenin çocuğu değilim. Emekçi bir aileden geliyorum. Ailemden de yeterince destek almıyorum çünkü bu kriz onları da çok zorluyor. Onlarda bize yeterince bize para verebilecek durumda değiller” diye belirtti. 

Ekonomik krizin temel sorumlusu olarak iktidara işaret eden Ceylan, şöyle devam etti: “Hükümet öğrencileri ve gençliği gözden çıkarmış. Yemekhane, yurtlar, burslar ve kredilerin hepsi düzeltilebilecek durumda. Biz görüyoruz, şirketlerin karları tarihsel rekorlar kırıyor. Bizim aldığımız pay ise sürekli düşüyor. Bunun siyasi ve politik olduğunu düşünüyorum.” 

‘TEK SEÇENEK MÜCADELE’

İnsanca yaşayabilmek için tek seçeneğin ortak mücadele olduğunu vurgulayan Ceylan, “Bunlar doğrudan AKP-MHP tarafından uygulanan gençlik politikası olduğu için bunları değişmeden bu krizin düzelmesi mümkün değil. O yüzden bunların değişmesi için herkesi örgütlenmeye mücadele etmeye çağırıyorum” dedi.

Yusuf Rencüz


‘SADECE EKONOMİ DEĞİL EĞİTİM DE NİTELİKSİZ’

İstanbul Üniversitesi öğrencisi Yusuf Rencüz de, öğrenciler olarak barınma ve yaşam pahalılığının yanı sıra niteliksiz bir eğitim ile karşı karşıya olduklarını ifade etti. Rencüz, “Niteliksiz anti-bilimsel ve cinsiyetçi bir eğitim söz konusu. Bu eğitimin hiçbir şekilde gelecek vaat etmediği aksine sermaye için vasıflı işçi gücü yarattığı gerçeği var. Bütün bu yakıcı sorunlarla birlikte geleceksiz bir eğitim olarak bu durumu adlandırabilirim. Okulu bırakmayı düşündüğüm çok oldu. Bir şekilde aile akraba yardımları ile tutunmaya çalışıyorum” şeklinde konuştu.

‘DEVLET SÖMÜRÜ DÜZENİNİN BEKÇİLİĞİNİ YAPIYOR’

Yaşadıkları ekonomik sorunun sistemsel olduğunu belirten Rencüz, “Bu sömürü düzenine ses çıkarmak isteyen, buna karşı gelmeye çalışanlar devlet tarafından engelleniyor. Bu sistemi devam ettirmek için devlet her türlü saldırıya başvurmaktadır. Bir sömürü düzeni var. Bu sömürü düzeninin bekçiliğini devlet yapıyor. Bu düzen oldukça bu sorunlar bitmeyecek. O yüzden gençliğin birey değil, örgütlü bir biçimde öfkesini sokağa taşıdığı, bunu aslında sadece devrimle çözebileceği bilincini kazandığı zaman bu sorunların gerçekten çözülebileceğini düşünüyorum” diye belirtti.

 Gamze Toprak

‘ARKADAŞLARIMIZ İNTİHAR EDİYOR’

Bir üniversite öğrencisinin mevcut şartlarda okumasının mümkün olmadığını söyleyen Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencisi Gamze Toprak ise, son dönemdeki öğrenci intiharlarının bun durumla bağlantılı olduğu düşüncesinde. Toprak,  yaşadıkları sorunları şöyle anlattı: “Yurtlara altı ayda bir zam yapıyorlar. Odanın kapasitesini iki katına çıkartıyorlar. Geçen yıl dört kişi kaldığım yurtta 400 lira öderken şimdi beş kişi kalıyoruz ve 600 liraya çıktı. Bursumda ise herhangi bir değişiklik yok. Yemekhaneye her gün zam geliyor. Üniversite öğrencisinin yaşaması o kadar zor bir duruma geldi ki insanca bir yaşamı elde etmek çok zor. Bugün bu geleceksiz düzen yüzünden arkadaşlarımız intihar ediyor.”

Derin Su

‘6 ÖĞRENCİ BİR EVDE KALIYORUZ’

İstanbul Üniversitesi Radyo-Televizyon Bölümü’nde eğitim gören Derin Su da, barınma sorununun öğrenciler açısından çok büyük bir problem olduğunu belirtti. Öğrenci yurtlarında yer bulamadıkları için 6 öğrenci arkadaş olarak eve çıkmak zorunda kaldıklarını söyleyen Su, “Şu an bir öğrenci 2+1 eve çıkmaya çalışsa 15 bin TL’den başlıyor. Bu yüzden 6 öğrenci 2+1 evlerde yaşama mahkûm ediliyor. Üstelik bu evler kırık dökük ve depreme dayanıksız evler oluyor. Yurtlardan tutun eğitim araç gereçlerine kadar biz hiçbir şekilde parasız eğitimden yararlanamıyoruz” diyerek, bu duruma karşı öğrencilerin örgütlenerek mücadele etmesi gerektiği çağrısında bulundu.

MA / Ferdi Bayram