İSTANBUL - İmralı’da ağır tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan, avukatlarıyla 4 yıl önce yaptığı son görüşmede çözüm için hazır olduğu mesajı vermesine rağmen gelinen aşamada 29 aydır haber alınamıyor. 

Küresel güçlerin ortaklığında uluslararası komployla Türkiye’ye getirilen PKK Lideri Abdullah Öcalan, 15 Şubat 1999’dan bugüne İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşullarında tutuluyor. 24 yıldır İmralı sınırları içerisinde aile ve avukat görüş engelleri ile her türlü iletişim yasağının uygulandığı PKK Lideri Abdullah Öcalan, son olarak 7 Ağustos 2019’da avukatları ile bir görüşme gerçekleştirdi. Bu tarihten sonra aradan geçen 4 yılda bir daha avukatları ile görüştürülmeyen Abdullah Öcalan’dan, kardeşi Mehmet Öcalan ile 25 Mart 2021 tarihinde yaptığı kesintili telefon görüşmesinden bu yana haber alınamıyor. Aile ve avukatların yaptığı tüm görüş başvurularının sistematik hale getirilen “disiplin” adı altında verilen cezalarla engelleniyor. 24 yıldır ağırlaştırılarak sürdürülen tecrit, 29 aydır haber alınamama haliyle sürdürülüyor. 

8 YIL SONRA AVUKAT GÖRÜŞMESİ 

Avukatlara 27 Temmuz 2011’den sonra  “koster bozuk” ve “hava muhalefeti” gerekçesiyle getirilen görüş yasağı, 8 yıl boyunca sürdürüldü. 15 Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişiminin ardından Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında getirilen 6’şar aylık yasaklarla engellenen görüşler, daha sonra mahkeme kararlarıyla “disiplin” adı altında verilen cezalarla sürdürüldü. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’in İmralı tecrit sistemine karşı 8 Kasım 2018’de tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde başlattığı ve tüm cezaevlerine yayılarak 200 gün süren açlık grevi eylemleri sonucunda, İmralı kapıları yeniden avukatlara açıldı. Bunun sonucunda Abdullah Öcalan, 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde avukatlarıyla beş görüşme gerçekleştirdi. 

SON GÖRÜŞMEDE ÇÖZÜM MESAJI 

Abdullah Öcalan, 7 Ağustos’ta avukatlarıyla yaptığı son görüşmede, demokratik siyaset vurgusunda bulunarak, Kürt sorununun çözümü için hazır olduğunu mesajını verdi. Kürtlere yer açmaya çalıştığını belirten Abdullah Öcalan, “Gelin Kürt sorununu çözelim. Bir haftada çatışma durumunu, ihtimalini ortadan kaldırırım diyorum. Ben çözerim, kendime güveniyorum, çözüm için hazırım. Ancak devlet de devlet aklı da gereğini yapmalıdır” ifadelerinde bulundu. 

‘DURUM SİYASİ VE HUKUKİDİR’ 

Bu görüşmeden sonra avukatların yaptığı tüm başvurular ya “disiplin” cezaları gerekçesiyle reddedildi ya da yanıtsız bırakıldı. “Disiplin” cezalarının gerekçesine dair de avukatlara herhangi bir bilgi verilmedi. Abdullah Öcalan, kardeşi Mehmet Öcalan ile 25 Mart 2021 tarihinde yaptığı kesintili telefon görüşmesinde görüş yasaklarına tepki göstererek, şu uyarıda bulundu: “Bu yapılanlar için hem sen hem de devlet yanlış yapıyor. Nedeni şudur; bir yıldır hiçbir şekilde görüşme yok. Bu yapılanlar ne devlet hukukunda ne de başka bir hukukta yer alıyor. Senin gelmen yanlış ve çok tehlikeli. Devlet de çok tehlikeli. Bu doğru bir şey değil. Bir görüşme olacaksa, hukuksal çerçevede olmalıdır. Bir yıl sonra kendi istekleri üzerine telefonla görüşmesi yaptırmak olmaz. Bu yaptığınız çok yanlış. Devlet de yanlış oynuyor, siz de. Bu hukuki değil, doğru da değil. Bu asla kabul edilemez. Bu aynı zamanda çok tehlikelidir. Siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Avukatlarımın buraya gelerek benimle görüşme yapmasını istiyorum. Bu hukuki bir şeydir. 22 yıldır buradayım. Bu sorun gelecekte nasıl olacak? Bu sorun ancak hukukla çözüme kavuşturulabilir. Neden buraya gelmiyorlar? Şayet bir görüşme olacaksa, bu avukatlarla olmalıdır. Çünkü bu durum hem siyasi hem de hukukidir.”

433 BAŞVURU SONUÇSUZ KALDI

Uluslararası hukuk literatüründe “incommunicado” olarak tanımlanan mutlak tecrit sürerken, avukat ve ailelerin girişimleri de sürüyor. Avukatlar ve aileler her hafta görüşme talebiyle hem Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı hem de İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne yeni başvurularda bulunuyor. Abdullah Öcalan ile son temasın sağlandığı 25 Mart 2021 tarihinden bu yana Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve İmralı Cezaevi’ne yapılan en az 302 avukat başvurusu ve en az 131 aile başvurusu oldu. Ancak yapılan başvurular ya yanıtsız bırakılıyor ya da gerekçesiz “disiplin cezaları” ile reddediliyor.

Editör: Hamza Özkan