Ana akım Kürt siyasetinin ve onun taşıyıcısı olan HDP’nin, yeniden yapılanma sürecini ne derece sağlıklı, başarılı ve yeni dönemin ruhuna uygun tamamlayacağı, birkaç ay içinde yapılacak kongrede görülecek.

2023 Seçimlerinin sarsıcı sonuçlarından birisi de HDP/YSP’nin aldığı seçim başarısızlığı oldu. Bu sıradan bir seçim başarısızlığı değil. Türkiye’nin iyileşme ihtimali yok edildi. Kürt sorununda barış ve çözüm ihtimali ortadan kalktı.

Devletin ana akım Kürt siyasetini her alanda ve çok yönlü etkisizleştirme politikasının son halkası olan, parlamentoda temsiliyetini zayıflatma stratejisi 8 yıl sonra başarıldı.

HDP, TBMM’nin kilit/anahtar partisi olma hedefine ulaşamadı. Bu durumu yalnızca devletin/ iktidarın bin bir türlü baskısı, şiddeti, yasadışı uygulama ve engellemeleriyle açıklamaya çalışmak, başarısızlığa mazeret üretmeye çalışmak olabilir.

Nitekim parti yöneticilerinin seçimlerden 18 gün sonra yaptığı açıklamalarda sorunun çok boyutlu olduğu değerlendirildi, özeleştiri ve yeniden yapılanma süreci başlatıldı.

Eş başkanlar Mithat Sancar ve Pervin Buldan önümüzdeki aylarda yapılacak kongrede yeniden görev almayacaklarını ilan ederek başarısızlığın sorumluluğunu üstlendiler, politik ve örgütsel yapılanma sürecinin ilk adımını attılar.

HDP ve YSP ortak parti meclisi toplantısı sonrası 11 Haziran 2023 tarihinde yayınlanan özeleştiri metninde, seçim başarısızlığının ve tartışma sürecinin politik çerçevesi tanımlandı. Örnek bir tutum alındı.

HDP ve YSP ortak açıklamasında yeni dönem “Seçim sonuçlarındaki başarısızlık; adayların belirlenme sürecine, örgütün yetersizliğine, siyasal yaklaşım farklılıklarına, kampanyanın niteliği gibi etkenlere sıkıştırılamayacak kadar yapısaldır. Sadece HDP ekseninde değil; partiyi oluşturan tüm kurumsal yapıların siyasal, örgütsel ve politik yenilenmeyi sağlamak için bu dönemin muhasebesini yapması kaçınılmazdır. Sahici ve onarıcı bir eleştiri-özeleştiri sürecinden geçip siyasete taşıdığımız tüm güç ve iradelerle yeniden buluşmak, tazelenmek hepimiz açısından siyasal bir sorumluluk ve zorunluluktur. İlkelerde katı, pratikte esnek olma şiarıyla tarihsel mücadelelerin toplamı olan HDP fikriyatında ısrar ederken, toplumsal bağları güçlendirecek yeni mekanizmaların inşasında yaratıcı ve esnek olacağız” biçiminde tanımlandı.

Ana akım Kürt siyasetinin ve onun taşıyıcısı olan HDP’nin, yeniden yapılanma sürecini ne derece sağlıklı, başarılı ve yeni dönemin ruhuna uygun tamamlayacağı, birkaç ay içinde yapılacak kongrede görülecek.

HDP’nin işini zorlaştıran dört farklı konu ve sorun alanı var.

Bunlardan birisini parti tabanında gelişen tepkiler ve eleştirilerin boyutu ve içeriği oluşturuyor. Yerel, merkez ilişkilerindeki kopukluklar, her şeyin merkezden belirlenmesi, yerellerin etkisizleştirilmesi, sol ve sosyalist parti bileşenlerinin yönlendirmesiyle üçüncü yol anlayışının aşındırılması, ana muhalefet partisi CHP merkezli tutum alışlar Kürt seçmende sert tepkilere ve eleştirilere yol açıyor.

Sol, sosyalist çevrelerin enternasyonal dayanışma ve işbirliği yaklaşımları milletvekilliğine indirgenmiş durumda. Toplumsal, siyasal etkisi ve anlamı olmayan bileşenlerin siyasal, örgütsel sorunlara yol açtığı gerçeğiyle yüzleşmek gerekiyor.

Bu konu HDP içinde hem büyük bir kırılmaya hem de savrulmaya yol açabilir.

Bunun belirtileri 11 Haziran 2023 tarihinde yapılan HDP ve YSP’nin ortak açıklamasında var: “Fikriyatımızı en güçlü şekilde hayata geçirecek ve bizi sistemin iki hegemonik fay hattının dışına taşıyacak ideolojik-politik duruş Üçüncü Yoldur. Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki tutumumuzdan dolayı aşınmaların meydana geldiği ortadadır. Üçüncü Yol siyasetinden uzaklaşma ve iki kutba da payanda olmama ilkesinden kısmi kopuşun yarattığı ideolojik aşınmaları birlikte onaracağız. Üçüncü Yol siyasetini toplumsallaştırmanın çaresini, yine toplumsal çaba ile bulacağımıza olan inancımız tamdır.

Bir başka konu Türkiyelileşme siyaseti. 2023 seçim sonuçlarından da anlaşıldığı gibi HDP 10 yıldır ‘Türkiyelileşme stratejisinde’ ciddi bir yol alamadı. Dört seçimdir 87 seçim bölgesinin yarısından fazlasında %1’den az oy alınıyor. Seçim bölgelerinin yarısından daha azında milletvekili çıkarılabiliyor. İşleyen, sahici örgütler büyük ölçüde bu seçim bölgeleriyle sınırlı.

Bu durum HDP’nin Türkiyelileşme stratejisini ve dinamiklerini yeniden değerlendirmenin zamanının geldiğini gösteriyor olsa gerek.

Diğer yandan bileşen hukuku baş ağrıtmaya devam ediyor. HDP’nin kuruluş sürecinin yapısal, mimari sorunu olarak gelişen bileşen hukukunun ve kendi dışındaki irili ufaklı sol, sosyalist ve demokratik siyasi çevrelerle ittifak siyasetinin radikal bir değişikliğe ihtiyacı olduğu ortada.

Sol, sosyalist çevrelerin enternasyonal dayanışma ve işbirliği yaklaşımları milletvekilliğine indirgenmiş durumda. Toplumsal, siyasal etkisi ve anlamı olmayan bileşenlerin siyasal, örgütsel sorunlara yol açtığı gerçeğiyle yüzleşmek gerekiyor.

Türkiye siyaseti seçimlerde adeta siyasetsiz ittifaklar politikasıyla yeni bir döneme adımını attı. Çözülme, dağılma belirtileri gösteren muhalefetin kısa bir sürede toparlanmasını ve yeniden şekillenmesini beklemek bir hayal gibi görünüyor.

İktidar, Suriye ve Rojava konularında ABD ve Rusya dahil uluslararası ve bölgesel güçlerle yeni bir uzlaşı zemini inşa ediyor. Son Astana toplantısından sızan bilgiler bunu teyit eder nitelikte.

ZORLU BİR DÖNEM

Bu durumun bu gidişle yerel seçimlere kadar sürmesi kaçınılmaz gibi görünüyor. 2024 yerel seçimlerinde; dağınık, kendi siyasal kabuğuna çekilmiş, iç sorunlarıyla boğuşan muhalefetin bir bütün olarak iktidar karşısında moral üstünlüğü elde etmesi neredeyse imkânsız.

HDP ve Kürt hareketi, Türkiyenin yeni döneminin muhtemel gelişmelerini ve dinamiklerini dikkate alan, derinlikli ve kapsamlı politik yenilenme hedefiyle hareket etmeli, siyasal açılım yapmalı.

Türkiye, cumhuriyetin ikinci yüzyılına Kürt sorununda daha da ağırlaşarak, derinleşerek ve uluslararası boyutu genişleyerek gireceğe benziyor. Bizi daha zor bir süreç bekliyor.

Anlaşılan, alışıla gelinen güvenlikçi politikalara devam edilecek. MİT eski başkanı Hakan Fidan’ın Dışişleri bakanı, Saray’ın eski sözcüsü İbrahim Kalın’ın MİT başkanı yapılması, Astana görüşmelerinin yeniden başlatılması, Rojava’da ilk kez Silahlı insansız hava aracı (SİHA) ile Kanton yöneticilerinin öldürülmeleri bunun işaretleri olsa gerek.

Türkiye, yeni bir rejim inşasını tamamlama süreci yaşıyor. Ciddi siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik değişim geçiriyor. Bölgesel ve küresel birçok şey ve siyasal dengeler değişti. İktidar pozisyonunu güçlendirdi.

Her şeyden daha çok Kürt Sokağı her yönüyle çok boyutlu değişti. Kürtlerin öncelikleri, siyasete yaklaşım tarzları ve kavrayışlarında büyük değişiklikler olduğu gözlemleniyor.

İktidar, Suriye ve Rojava konularında ABD ve Rusya dahil uluslararası ve bölgesel güçlerle yeni bir uzlaşı zemini inşa ediyor. Son Astana toplantısından sızan bilgiler bunu teyit eder nitelikte.

Türkiye’de ise Meclise soktuğu HÜDAPAR’ın da katkılarıyla yeni bir Kürt dinamiği, sosyolojisi yaratma planını uygulayacağının işaretleri mevcut. Ana akım Kürt hareketi ve HDP bunu kavradığı, içselleştirdiği ve buna uygun yol haritası oluşturduğu ölçüde, Türkiye’nin yeni döneminin etkili bir siyasal aktörü olabilme şansını yakalayabilecektir.

İlk adım; silahın miadını doldurduğu gerçeğini kavramak ve demokratik siyasetin norm, kural ve gereklerini yerine getirmek olmak zorundadır.