"DEM Partinin “Kent Uzlaşısı” diye tanımladığı ittifak siyasetinin başarılı olabilme zeminin kalmadığı, aday gösterim sürecinde ortaya çıktı"

1 Nisan’da DEM Parti’yi bekleyen tehlike

Müzakere ve mücadele partisi olarak kurulan HDP’nin misyonunu üstlenen DEM Parti’nin siyasal müzakere süreçlerinde etkisizleştirilmesiyle, ne Türkiye’nin siyasal krizi aşılabilir, ne de toplumsal barışın imkânları geliştirilir. Hiç kuşkusuz önümüzdeki dönemde, bugün buna hizmet eden politika izleyen bütün taraflar ve herkes bunun ağır sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır.

Ay sonunda yapılacak seçim sonuçlarını etkileme gücüne sahip olan DEM Parti tartışmaların merkezinde yer alıyor.

Yanıtı aranan soruların başında şunlar geliyor: Kürt seçmenin son beş yıldır muhalefeti destekleyen ve güçlendiren tutumundan neden vazgeçti? DEM Parti’nin yeni “Kazandırana kazandırma” stratejisi ne anlama gelmektedir, ne derece başarılı olacaktır?

DEM Partinin “Kent Uzlaşısı” diye tanımladığı ittifak siyasetinin başarılı olabilme zeminin kalmadığı, aday gösterim sürecinde ortaya çıktı.

İstanbul ve Mersin’de yapılan işbirliğinin 31 Mart 2019 seçimlerinde yapılan işbirliğinin çok ötesine geçmemiş olması ve parti bileşenleri arasında farklı tutum alışlar, 1 Nisan sonrası DEM Parti’nin başını çok ağrıtacağa benziyor. Süreç çok şeye gebe gibi görünüyor.

Partinin temel hedefi olan, Kürt seçmenin partiden uzaklaşmasını engelleyecek yeni strateji olarak üretilen “Kazandırana Kazandırma” stratejisinin başarısızlığı, DEM Parti’nin oy kaybının (yerel seçim genel seçim farklılığı dışında) gereğinden fazla olma olasılığı, parti içi krizin ve çözülmenin derinleşmesinin işareti sayılmalı.

Parti yönetiminin, bileşenlerinin yanlışları, parti ve hareket sözcülerinin ortak anlatım dili kullanmamaları, hatta çelişen anlatımları, DEM Parti üzerine yapılan tartışmalara, siyasi operasyonlara çok sayıda elverişli malzeme sunuyor.  

Görünen o ki, yazılı ve sözlü medya organlarında, siyaset alanında, akademik çevrelerde etik kurallar ve değerler çerçevesinde, siyasal tutarlılıkla, önyargıdan azade sürdürülmüyor.

Küçük siyasal çıkarlarla ve yanlış hesaplarla, yalan, iftira, çarpıtma ve asparagas haberlerle, değerlendirme ve analizlerle siyasal algı operasyonu yürütülüyor.

Oyun, Kürt seçmenlerin siyasal tercihini değiştirmek üzerine kurulmuşa benziyor. Çözüm sürecinin derin dondurucuya alınmasıyla birlikte yürürlüğe konulan Kürtlerin varlığını evrensel temel haklardan mahrum kabul eden, bunların anayasal, yasal güvenceye kavuşturulmasına rıza göstermeyen, kayyım ve KHK uygulamalarıyla gasp edilen güvenlik eksenli politikalarla üç hedefle koordineli bir biçimde yürütüldü.

ÜÇ HEDEF

Oyun, Kürt seçmenlerin siyasal tercihini değiştirmek üzerine kurulmuşa benziyor. Çözüm sürecinin derin dondurucuya alınmasıyla birlikte yürürlüğe konulan Kürtlerin varlığını evrensel temel haklardan mahrum kabul eden, bunların anayasal, yasal güvenceye kavuşturulmasına rıza göstermeyen, kayyım ve KHK uygulamalarıyla gasp edilen güvenlik eksenli politikalarla üç hedefle koordineli bir biçimde yürütüldü.

İlki silahlı PKK’yı her alanda etkisizleştirmekti.

İkincisi Suriye’de Kürtlerin anayasal bir statüye sahip olmalarını engellemek ve PYD/YPG güçlerini sınır bölgelerinden uzaklaştırmaktı.

Üçüncüsü, çözüm sürecinde demokratik siyasal zeminin ana yapılarında biri olan HDP gibi Kürt siyasal aktörlerinin toplumsal, siyasal desteğini mümkün olduğunca azaltmak, etkisizleştirmek, demokratik Kürt siyasal güçlerini yalnızlaştırmak, sadece Kürt coğrafyasına, Kürt seçmene hitap edebilen bir parti sınırına doğru sürmekti.

Her üç hedef konusunda ana akım Türk siyasetinin, sivil toplumun ortaklaşma düzeyinin oldukça yüksek olduğu gözle görülen bir gerçek. Bu gerçeği kendince gizlemeye çalışanlar, daha büyük yanlışlar yapmaktalar.

Üç hedefin ilk ikisine ulaşılmış görünüyor. Yani PKK’nin silahlı eylem gücü büyük oranda kırılmış, PYD, YPG güçleri sınır bölgesinden içeriye doğru sürülmüş, anayasal statü kazanımları büyük ölçüde tehdit altına girmiş vaziyette.

Üçüncü hedef konusunda ise durum şu: Kürt demokratik partisi, özellikle 2023 Mayıs başarısızlığının yarattığı kırılmayı, seçmenin uzaklaşmasını gideremeden yerel seçimlere gidiliyor.

Son sekiz yıllık dönemde devlet aklı ve ana akım Türk siyaseti, dün HDP’yi, bugün DEM Parti’yi, siyasal olarak rekabet edilen, ilişki kurulan, işbirliği yapılan meşru bir siyasal parti olmaktan fazlasıyla çıkarmış durumda.

Türkiye solu, sosyalistleri de süreç içinde bu duruma payanda olan bir yanlışın içine sürüklendiler ve politik başarısının taşlarının döşemesini kolaylaştırdılar. Bileşen hukuku takoz işlevi görür oldu. 

Kürt demokratik siyasal hareketi ve partileri çözüm sürecinde AK Parti ile muhataplık ilişkisi içeresindeyken, 2015 seçimlerinden sonra ana akım Türk muhalefetiyle örtük bir tür ittifak arayışına yöneldi. Ama Kürt siyasal hareketi ve partisi demokratik mücadele alanında daha da yalnızlaştı.

Kürt siyasal partisinin ilk kez 2019 yerel seçimlerde, son kez 2023 Mayıs seçimlerde izlediği “AK Parti’ye kaybettirme, muhalefete kazandırma stratejisi” seçmeninde ciddi kırılmaya, kaymaya yol açtı.

CHP, DEM PARTİ’YLE İŞBİRLİĞİNE NEDEN UZAK?

Kürt siyasal partisinin ilk kez 2019 yerel seçimlerde, son kez 2023 Mayıs seçimlerde izlediği “AK Parti’ye kaybettirme, muhalefete kazandırma stratejisi” seçmeninde ciddi kırılmaya, kaymaya yol açtı. Aynı zamanda ana akım muhalefet ve Türk siyaseti, yukarıda sözünü ettiğim üçüncü hedefe daha fazla dört elle sarılmaları ve medet umma tavrına girdiler.

Kürtler işbirliği yapılabilecek, ortaklık kurabilecek bir siyasal özne olarak görülmüyor. Oyları alınması, siyasal iradeleri kırılması zorunlu, seçmen kitlesi hazır oy deposu olarak görülüyor.

Bu demokratik Kürt siyasetinin elbirliğiyle felç edilmesi konusunda alınan yola dair fikir veriyor. 1 Nisan sabahı Kürt coğrafyası ve Batı yakası seçim sandık sonuçları buna dair çok farklı boyutlarda yeterince değişik verileri ortaya çıkaracak.

DEM Parti, 2023 seçim sonuçlarının değerlendirilmesi sonrasında, geçmiş seçimlerde izlediği “AK Parti’ye kaybettirme, muhalefete kazandırma” stratejisinin yerine bu yerel seçimlerde “üçüncü yol veya kazandırırken kazanma” stratejisi izleyeceğini ilan etti.

Bir Kent Uzlaşısı taktiği belirdi. Ancak bu, ana muhalefette bekledikleri karşılığı bulmadı. Birkaç yerde yapılan işbirliği, 2019’dakini aşan çerçevede ve yaygınlıkta olmadı.

CHP’nin, DEM Parti’yi açık ve meşru işbirliği yapılabilecek bir parti olarak görmemesi nedeniyle, İstanbul başta olmak üzere birçok yerde seçimler, muhalefet açısından risk altında.

Kapalı kapılar ardında işbirliği yapmak istediği partiyle kamusal alanda ortak fotoğraf vermeyi dahi reddetmek, bunu iktidar partisinin seçimleri almasından daha riskli görmek bu sürecin en önemli sorunu.

Bu, demokratik Kürt siyasetini felç etmekten ve yalnızlaştırmaktan başka bir sonuç doğurmaz. Daha da ötesi, müzakere ve mücadele partisi olarak kurulan HDP’nin misyonunu üstlenen DEM Parti’nin siyasal müzakere süreçlerinde etkisizleştirilmesiyle, ne Türkiye’nin siyasal krizi aşılabilir, ne de toplumsal barışın imkânları geliştirilir. Hiç kuşkusuz önümüzdeki dönemde, bugün buna hizmet eden politika izleyen bütün taraflar ve herkes bunun ağır sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır.