HABER MERKEZİ - Kemal Kurkut cinayetini fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Gök’ün ikinci duruşması yarın. Gök, hiç tanımadığı bir tanığın ifadeleri ve 1800'lü yıllarda yazılan bir kitabın çevirisinin haberi nedeniyle yargılanıyor.

Mezopotamya Ajansı’nın (MA) tutsak editörlerinden birisi olan Abdurrahman Gök, yarın bir kez daha hakim karşısına çıkacak. 7 ayı aşkın bir süredir tutuklu bulunan Gök’e, “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiaları yöneltiliyor. 

ŞENGAL, KOBANÊ, KEMAL KURKUT, DEPREM…

20 yılı aşkın bir süredir gazetecilik yapan Gök, bugüne kadar gündeme damga vuran birçok önemli habere imza attı. 3 Ağustos 2014'te DAİŞ’in hedef aldığı Şengal'de Êzidîlerin sesi oldu. 5 Ekim 2014'te Kobanê'de verilen direnişi tüm dünyaya duyuran gazetecilerden biri oldu. 2017 yılı Amed Newrozu’nda polis kurşunuyla katledilen Kemal Kurkut’un vurulma anının fotoğraflayarak, hakikatin tersyüz edilmesinin önüne geçti. 

Jîna Emînî’nin katledildiği İran’da yaşananları yerinde görerek, kaleme aldı. En son 6 Şubat 2023'te yaşanan ve onbinlerce insanın hayatını kaybettiği depremler sonrası soluğu Mereş’in Bazarcix (Pazarcık) ilçesinde aldı. 

‘FAŞİZM YENİLECEK, YAŞASIN ÖZGÜR BASIN’

Gök, meslek hayatında birçok kez hedef oldu. Birçok kez gözaltına alındı ve benzer suçlamalarla tutuklandı. En son Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında 25 Nisan’da 21 ilde düzenlenen ev baskınlarında gözaltına alınan 126 kişi arasında yer aldı. 27 Nisan’da Diyarbakır 5. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından “örgütü üyeliği” ve “örgütü propagandası yapmak” iddialarıyla tutuklandı. 

Tutuklandığı adliye koridorlarında, “Faşizm yenilecek hiç merak etmeyin. Faşizan defolup gidecek. Kahrolsun faşizm, yaşasın Özgür Basın” sözleri yükseldi. 

Şu an Diyarbakır 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde tutulan Gök'ün ilk duruşması 14 Eylül’de görüldü. Geçici heyetin baktığı davada tahliye edilmedi. Duruşması 5 Aralık’a (yarın) ertelendi. 

İlk duruşmada, bugüne kadar yüzlerce kişi hakkında “tanıklık” yapan Ümit Akbıyık’ın dinlenmesine karar verildi. Ayrıca Gök’ün Yargıtay’da bulunan dosyalarının istenmesine karar verildi. 

İDDİANAMEDEKİ İDDİALAR

Gök, 14 sayfalık bir iddianame üzerinden yargılanıyor. Gök’ün tutukluluğunun 47’nci gününde hazırlanan  iddianamenin bir bölümü, “KCK yapılanması”ndan oluşuyor. Diğer bölümler ise, açık ve gizli tanık iddiaları, haberler, el konulan kitapların içeriği ve meslektaşlarıyla yaptığı telefon görüşmelerin sayısında oluşuyor. 

AYM, yasaklı olmayan kitapların tutsaklara verilmemesini 'hak ihlali' saydı AYM, yasaklı olmayan kitapların tutsaklara verilmemesini 'hak ihlali' saydı

GÖK: YALAN İFADELER ÜZERİNE TUTUKLANDIM

Önümüzdeki duruşmada dinlenmesi beklenen açık tanık Akbıyık, Gök’ün Pel Prodüksiyonu’nda çalıştığını ve “örgüt mensuplarından talimat alarak faaliyet yürüttüğünü” iddia ediyor. 

Gök, ilk duruşmada söz konusu iddialara değindi. Gök, Akbıyık’ın soruşturma sürecinde 4 defa ifade verdiğini ve ifadelerinde kendisi ile ilgili bir şey söylemediğini kaydetti. Soruşturma savcısına da bunu ilettiğini aktaran Gök, “İlk iki tanık soruşturmasında ismim bile yok. Sonrasında 'Abdurrahman Gök’ü tanıyor musun?' diye sorulmuş. O da 'şunları şunları biliyorum' demiş. Ondan sonra dosya hazırlanıyor. Tanık ifadesinde benim PEL prodüksiyon da çalıştığımı söylüyor. Ben orada çalışmadım, onun yalan ifadeleriyle tutuklandım. Tanık ifadesinde beni bir kere gördüğünü söylüyor” diye kaydetti. 

İddianamede Gök’e yöneltilen bir başka suçlama, Gök’ün YouTube kanalında yayınladığı ve 2014 ile 2017 yıllarında haber takibi amacıyla bulunduğu Kobanê’de çektiği görüntüleri içeren “Kobanê; ne fîlm e ne belgefîlm e” başlıklı görüntü. Savcıya göre; söz konusu belgesel ile “örgüt propagandası" yapılıyor. 

BELGESEL SUÇLAMASI

Gök'ün bu iddiaya da itirazı var; "Bir kent olan Kobanê belgeselinde çektiğim videolarda tabi ki mezarlıklar, heykeller olacak. Yine belgeseldeki güzellemeler suçlama konusu yapılmış, kaldı ki güzellemeleri de yapan ben değil oradaki insanlar. Tabi ki güzellemeler yapacaklar, binlerce insan orayı DAİŞ’ten almak için can verdi. Orası alınmamış olsaydı bugün DAİŞ ile komşu olurduk. DAİŞ’e karşı orayı savundular. O dönem Cumhurbaşkanı ‘Koridoru biz açtık’ dedi. Süleyman Şah Türbesi Eşme’den YPG/YPJ kontrolünde getirildi. Böyle bir durumda bir belgesel nasıl suçlama konusu yapılır?."

1830’DA YAZILAN KİTAP SUÇLAMA KONUSU OLDU

İddianamede yer alan en dikkat çekici suçlama da kitap tanıtımlarına dair yapılan haberler. Élisée Reclus’ın 1800'lü yıllarda kaleme aldığı ve Türkçe çevirisi 2021’de Aram Yayınevi’nden çıkan “Bir Dağın Hikayesi” kitabına dair tanıtım haberi de iddianamede suçlama konusu yapıldı. 

Gök, söz konusu kitabın 1830 yılında yazıldığına işaret ederek, “dağ” kelimesinden suç yaratılmaya çalışıldığını söyledi. Yine birçok yayınevinin kitaplarını kendisine ya da ajansa protokol olarak gönderdiğini aktaran Gök, kitapların içeriğiyle suçlandığını aktardı. 

BAKANLIĞA YAZILAN MEKTUP 

İddianamede en dikkat çeken suçlama ise, Elbistan’da engelli Kısa ailesinin Adalet Bakanı’na yazdığı mektuba dair haber. Gazeteci Gök’ün 70 yaşındaki annesi Elif Kısa’nın 3 Aralık 2020’de tutuklanarak Elbistan E Tipi Kapalı Cezaevi'ne konulan duyma ve konuşma engelli oğlu Ahmet Kısa’nın dönemin Adalet Bakanı Abdullahamit Gül’e gönderdiği mektubu suçlama konusu yapıldı.  

Yine Gök’ün 2017-2020 yılları arasında meslektaşlarıyla yaptığı telefon görüşmeler ile ev aramasında el konulan kitaplar suçlama konusu yapıldı. 

Kaynak: http://mezopotamyaajansi.net/tum-haberler/content/view/226001