Hüsniye Çelik,"Ötekilerin Gündemi" sitesindeki "Kadınların Kaleminden:Her Cumartesi Bir Mektup" köşesinde "Mücadele Özgürleştirir"başlıklı bir yazı kaleme aldı.

MÜCADELE ÖZGÜRLEŞTİRİR

  Yüzyıllardır coğrafyamızda ve dünyanın her yerinde kadınlar “Toplumsal cinsiyet eşitliği ”mücadelesi vermektedir. Anaerkil dönemden ataerkil  avcı- toplayıcı konumdan,yerleşik tarım durumuna geçildiğinden beri kadının toplumsal statüsü başta kabile ve ardından aile içi kurumlara hapsedilmiştir.Günümüzde aile kurumunun kutsanması ve yüceltilmesi daha  çok kadın üzerindeki sömürüyü kalıcı kılması ve sermaye birikiminin sağlanması yönündedir.Kapitalist sistem varlığını devam ettirmek ve güçlendirmek için sermaye birikimine muhtaçtır.Ailede bunun en küçük ayağıdır.Böylece sermayenin kuşaktan kuşağa aktarılması sağlanacaktır. Toplumun kadına yüklediği başta kutsal annelik rolü ,evi dişi kuş yapar söylemi kadını  ev içine hapsetmekten farklı bir amaç taşımaz.Annelik kutsanırken neden baba bunun dışında tutuluyor.Çocukların yetiştirilmesinde aynı oranda sorumlu olmaları gerekmiyor mu?Aslında kutsal olan bir şey yok,kutsallık argümanıyla anneliğin  çerçevesi çiziliyor.Asıl kutsal olan emektir.Çocuk emek verildikçe özelleşip değerli,vazgeçilmez olmuyor mu?Duygu ve sorumlulukların toplum tarafından yönlendirilebilindiğini biliyoruz.Coğrafyamızda kadın töre,ahlak,dini değerlerle şekillendiriliyor.Oysa ki bunlar eril zihniyetin ürettiği ve dayattığı kavramlardır.Eğitim düzeyi,içinden geldiği kültürel yapı nasıl olursa olsun kadının bu değerlere bir şekilde tabii olması sağlanıyor.

Bunun yanında hiçbir ilerleme yok diyemeyiz. Kendi coğrafyamızdan örnek verecek olursak Kürt özgürlük mücadelesinin en büyük kazanımlarından biri de kadının özgürleştirilmesine verdiği önemdir.Toplumsal cinsiyet eşitliği ve özgür eş yaşam bakış açısıyla Kürt kadını geçmişe kıyasla bir hayli yol aldı diyebiliriz.Eskiden evinden çıkamayan kadın şimdi alanlarda en önde mücadele  hattını örüyor.Siyasette,sokakta yaşamın her alanında hakları için mücadele ediyor.Yeterli mi, değil fakat girilen yol bize umut veriyor.Dünya feminist kadın hareketleri,kadın örgütleri,sosyalist kadın mücadelesi toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadının yaşamı ve bedeni üzerinde karar verme anlayışını daha ileri bir boyuta taşıdı ve taşımaya da devam ediyor.

Karşımızda yasa koyuculuğu ve militarist güçleriyle eril bir devlet aygıtı var.Bu eril devlet kadınların örgütlenmesi önündeki en büyük engeldir.Kadın mücadelesini geri çekmek,kazanılmış hakların tırpanlanması için her şeyi yapabilmekte. İstanbul sözleşmesinden çekilme de bu adımlardan biridir.Zira evde sokakta güçlü,biat etmeyen kadın sistem için bir tehlikedir.Her gün onlarca kadın en yakınları (koca,baba,sevgili,evlat…)tarafından katlediliyor ve devlet bunları önlemek için gerekli tedbirleri alıp yasal düzenlemeleri yapmaktan imtina ediyor.Son 20-25 yıldır muhafazakar bir yaşam biçimi hayatımızın her alanına dayatılmış durumda.CEDES  programıyla çocuklarımız anaokulundan başlamak üzere lise yıllarına kadar ucube,gerici bir değerler sistemiyle eğitilecekler.Bilimden,çağdaş eğitimden yoksun ehil olmayan din görevlilerinin ellerine bırakılıyor.Bu durum başta Alevi toplumu almak üzere farklı inançlardaki toplumlar,laik çağdaş,seküler bir yaşamı tercih eden her kesimi rahatsız etmektedir.

Artık kadın örgütleri Mahsa Amini’nin İran’da gerici molla rejimince katledilmesi örneğinde olduğu gibi dünyanın her yerinden ortak payda da buluşup birbirilerine sahip çıkıp ortak mücadele hattı örülebiliyor. Cumartesi anneleri,  anaların çelikten iradesini,direngenliğini tüm dünyaya göstermiş ve başka analara da örnek olmuştur.Tolstoy’un bir sözü var “Acı duyuyorsan canlısın,başkasının acısını duyuyorsan İNSANSIN”.Biz kadınlar insan olabilme ve insan kalabilme yolunda kararlılıkla yolumuza devam edip daha yaşanır bir dünya yaratma sevdamızı sürdürdüğümüz sürece yolumuz aydınlık olacaktır.Karanlık yüreklilerin, ışığımızı almalarına asla izin vermeyelim. JIN JİYAN AZA

Hüsniye Çelik Kimdir?

Hüsniye Çelik, 1968 yılında Dersim'de doğmuştur. Uludağ Üniversitesi Maliye Bölümü mezunudur. Uzun yıllar KESK’e bağlı Sağlık Emekçileri Sendikası'nda yöneticilik yapmıştır. Şu anda emeklidir. Mersin Demokratik Alevi Derneği'nin eş başkanı ve aynı zamanda AKD Mersin Cemevi Danışma Kurulu üyesidir. Ayrıca annedir.