YAKILDI AMA YENİLMEDİ!. .



YAKILDI AMA YENİLMEDİ!..
GİORDANO BRUNO
" Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde de hedef olarak yaşadım."


Bu sözleri söyleyen İtalyan filozof, rahip, gök bilimci Giordano Bruno, 1548 yılında soylu ve zengin bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir. Ailesi Teoloji yani Tanrı bilimi eğitimi almasını ister. Bu eğitimi alırken Dominiken Tarikatına katılan Giordano Bruno, bir yandan da yeni ve eski filozofların eserlerini okuyarak kendisini geliştirir. Bu incelemesi sırasında ünlü gök bilimci Kopernik sistemi ile tanışır. Bilimin ve gerçeğin gücü karşısında önce Dominiken tarikatından ayrılır, sonra Hıristiyanlığa olan inancını kaybederek kendisini astronomi, güneş, evren, yıldızlar üzerine araştırmaya verir. Kiliseye karşı olan görüşleri savunduğundan 1576' da Roma' da hakkında sapkınlık, dinsizlik, Isa' ya ve Tanrı' ya karşı suç işlediği için dava açılır.
Düşüncelerinden taviz vermeyen Giordano Bruno Engizisyon mahkemesinin baskısından kurtulmak için ülkesini terketmek zorunda kalır. Uzun yıllar Londra ve Paris'te kalarak araştırmalarına devam eden Giordano Bruno bir öğrencisinin daveti üzerine Venedik' e gelir. Burada dersler ve konferanslar veren Giordano Bruno, Macenigo isimli bir aristokrat tarafından Engizisyona teslim edilir. Görüşlerinden vazgeçmesi halinde kilise tarafından affedileceği söylenmesine rağmen kabul etmeyen Giordano Bruno tutuklanır.
Tutuklu kaldığı sekiz yıl boyunca görmüş olduğu ağır işkencelere rağmen inançlarından taviz vermeyen Giordano Bruno, bilim adamı olmanın ve gerçeği savunmanın onurunu korumaya devam eder.
Bunun üzerine tanrıya saygısızlık, ahlaksız davranış ve dinden çıkma suçlarından dolayı, Hıristiyanlık' ın ünlü " kanı akıtılmadan eziyet edilerek öldürülmesine " karar verilir.
Ölüm kararını kendisine bildiren yargıca
" ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz" diyen Giordano Bruno,
17 Şubat 1600' de Roma' da Campo dei Fiori meydanında halka açık bir gösteride Katolik kilisesinin cellatları tarafından odun yığınları arasında diri diri yakılarak katledilir.
İnsanlığın karanlıktan aydınlığa çıkması için hiçbir kişisel çıkar beklentisi olmadan, sömürü düzenlerini devam ettirmek isteyen egemen sınıflara ve onların en büyük zulüm aracı olan kiliseye karşı savunmuş olduğu inançlarından en küçük bir taviz vermeyen Giordano Bruno'ya yapılan haksızlık için 18 Şubat 2000' da Katolik kilisesinin derin pişmanlığını dile getiren bir mektup yayımlayan Vatikan Devlet Müsteşarı Angelo Sodano şunları söyler:


" Korkunç bir ölüm, Hıristiyanlık tarihinin üzücü bir bölümü."
Bugün Roma' da Giordano Bruno' nun yakılmış olduğu meydanda yapılan Giordano Bruno' nun büyük bir heykeli, özgür düşüncenin, bilimin, karanlığa karşı aydınlığın sembolü olarak kabul ediliyor.
Bu olaydan 393 yıl sonra Sivas' ta aydınları yakan yobazların avukatlığını yapanların milletvekili bakan olarak ödüllendirildiği Türkiye' de maalesef insanlar, börtü böcek ve diğer canlılarla birlikte doğa da yakılmaya devam ediliyor.
Giordano Bruno'yu saygıyla anıyorum.