İktidarı devralmaya aday olan muhalefetin “ devri sabık yaratmayacağız “ gibi söylemleri var!

NASIL BİR DEVİR
İktidarı devralmaya aday olan muhalefetin “ devri sabık yaratmayacağız “ gibi söylemleri var!
Belki başta kulağa hoş gelen bir söylem olarak düşünülebilir ama bu iş o kadar ucuz değildir!
Yirmi yıllk iktidarın yarattığı kanunsuzlukların,
hukuksuzlukların, olduğu iddia edilen büyük yolsuzlukların üstünü örtmek için mi “ devri sabık” yaratmayacaksınız?
O halde bunun tek karşılığı var, o da “ devri sadık “ kalmaktır!
Yapılanları es geçmek, görmemek ve “ onlar geçmişte kaldı” denilerek sorumluluktan kaçmak, yapılanlara sadık kalmaktır!
Sanırım “ devlette süreklilik esastır “ kavramıyla bu “ devri sabık aramamak “ kavramı karıştırılıyor!
Bir devletin bel kemiği hukuk ve adalettir!
Devlete çürümeyi buluşturan kişi ve kurumların hesap vermediği yerde devlette süreklilik olmaz!
Olsa, olsa göz yumulan kirliliğin devamı esasa düşer!
Ortada dört yüz on sekiz milyar dolarlık bir iddia var. Eğer bu belgeli ve gerçekse, bunu hangi “ devri sabıkla” kapatacaksınız?
Hem bu kadar büyük iddiaların dolaştığı bir yerde hangi hukuk, hangi adalet ilgisiz kalabilir?
Siyasal iktidarın müdahalesi altında ki bir yargı mekanizması bu cesareti kendinde bulmuyorsa, devletin varlığından bahsetmek zaten abes olur!
Bu durumda devlet sadece tabeladaki isimden öteye geçmez!
Bu durum, demokrasinin kırıntısının dahi olmadığının göstergesi olur!
Demokrasinin en önemli ayağı hesap verilebilirliliktir!
Hesap vermenin olmadığı yerde demokrasi aramak, karanlıkta iğne aramak gibidir!
Bu durum derin kaoslara giden yolun taşlarını örer ki, şu an malesef böylesi bir çıkmazın içindeyiz!
Sonuç olarak; hayır, kardeşim, öyle yağma yok, herkes yaptığı doğru ya da yanlışın hesabını vermelidir!
Bunun karşılığı iddialardan aklanmak olduğu gibi, bulaştığı suçun cezasını da çekmektir!
Bunlar olunca işte orada bir hukuk devletinin izi görülür; aksi takdirde hukukun olmadığı bir yerde hiç bir zaman bir devletiniz olmaz!
Hasan ŞAHİN