FETO ile mücadele etme noktasında samimi ve kararlıysa FETO’ya 14 yıl boyunca verilenleri listeler halinde Türkiye kamuoyu ile paylaşmalıdır.

AKP KHK’LERİ VE BİTEN YEDİ YILIN MUHASEBESİ

Bugün 29 Ekim 2023. 29 Ekim 1923 tarihinde kurulan Türkiye Cumhuriyet’i bugün 100 yaşında. Kutlu olsun. Gazi Mustafa Kemal “Benim iki büyük eserim var. Biri Türkiye Cumhuriyet’i diğeri ise Cumhuriyet Halk Partisi’dir.” 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde Cumhuriyet ve değerlerine dönük onlarca darbe ve darbe girişimleri yaşandı. Cumhuriyeti bağlamında koparmaya dönük bu darbe ve darbe girişimleri Cumhuriyetin demokratikleşmesini engellemiş, laiklik karşıtı olan siyasal İslam’ın yayılıp, serpilmesine ise katkı sunmuştur. Emperyalist güçlerin, Ortadoğu’da ki enerji kaynaklarına hükmetmek için Cumhuriyet değerlerine karşı faaliyet yürüten partilerin iktidar olmalarına, iktidarda kalmalarına her türlü olanağı sağlamışlardır. 2002 yılında kurulup, siyasi arenada yerini alan AKP ise 21 yaşında. 21 yaşında olan AKP’ye, Cumhuriyet’e ve değerlerine karşı faaliyet yürüten cemaat ve tarikatlara emperyalist güçler, güç vermekte ve güç almaktadırlar.

7 yıl önce yani 15 Temmuz 2016 tarihine kadar, AKP’nin iktidar ortağı ve o dönemin makul ve makbul olan cemaati FETO cemaati idi. Bu cemaate ve lideri olan Fethullah Gülen’e devletin her kademesinde okyanuslar ötesine selamlar gönderiliyordu. Ve istenilen her şeyin verildiğini söylüyorlardı. İstenilen her şey de verilmiş olmalı ki, Türkiye Cumhuriyeti Devlet’ini ele geçirme cüretinde bulunabildiler. AKP, FETO ile mücadele etme noktasında samimi ve kararlıysa FETO’ya 14 yıl boyunca verilenleri listeler halinde Türkiye kamuoyu ile paylaşmalıdır. Türkiye halklarından da özür dilemelidir. Ancak bizler biliyoruz ki, AKP için aslolan devlet değil, aslolan iktidarını sürdürmektir.

Darbe ve darbe girişimlerinin sıkça yaşandığı ülkemizde, darbelere karşı demokrasi ve demokratik Türkiye mücadelesi veren muhalif kesimlere her türlü baskı ve zulüm reva görülmektedir. Bu zulme reva görülen bizler emek, barış ve adalet mücadelemizi sonuçlarını düşünmeksizin sürdüreceğiz. Çünkü bizlerin çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakma sözümüz vardır. İktidarınıza, darbelerinize, darbe girişimlerinize karşı, diz çökmüyoruz, biat etmiyoruz, geri çekilmiyoruz, taleplerimizden vazgeçmiyoruz.

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişiminin hemen sonrasında OHAL ilan edildi. Var olan hukuk kırıntıları askıya, adalet ise ayaklar altına alındı. Birbiri ardı sıra yayınlanan OHAL KHK’leriyle FETO ile mücadele adı altında 150 bini aşkın insan kamudan ihraç edildiler. 29 Ekim 2016 tarihinde yayınlanan 675 sayılı KHK ile ihraç edilenler kervanına bizleri de kattılar. İhraç edilmemize konu olan gerekçe, darbe girişiminde bulunan iktidarın eski ortağı olan FETO’ya karşı yürütmüş olduğumuz mücadeleden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Nede olsa “eski dostlar, düşman olmaz.” 

Eşlerimizden, çocuklarımızdan, kardeşlerimizden, akrabalarımızdan, yoldaşlarımızdan, sendikamız Eğitim Sen’den aldığımız güç ve dirençle OHAL KHK’lerine karşı, bugün tam 2 bin 555 gündür hukuk ve adalet mücadelesini dünya emek tarihinde eşi, benzeri olmayan bir dayanışmayla sürdürdük ve sürdüreceğiz.

Ülkemizin kuzeyinde yıllardır süren Rusya ve Ukrayna savaşı, Ortadoğu’da süregelen savaşlar, en güncel haliyle İsrail – Filistin savaşı. Savaşların kazananı olmaz, kaybedenleri ise savaştırılan halklardır, kadınlardır, çocuklardır… Yaşar Kemal “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.” Evet; “savaşa karşı; barışı, ölümlere karşı; yaşamı” savunduğumuz için ihraç edildik. Ne diyordu Mustafa Kemal Atatürk “Savaş zorunlu olmadıkça bir cinayettir”, “Yurtta barış, dünyada barış” söyleminde hareketle “Savaşa hayır, barış hemen şimdi” sözlerini yüksek sesle dillendirdiğimiz için ihraç edildik. Sendikalar emek ve hak arma örgütleridir. Sendikalar, emekçilerin var olan ekonomik, özlük, demokratik haklarının gelişmesi için faaliyet yürütür. Sendikalar siyasal iktidarların arka bahçesi olmaz, olamaz dediğimiz için ihraç edildik. Öğrencilerimizin eğitim hakkına, eğitim emekçilerin haklarına sahip çıktığımız için ihraç edildik. Kamusal, bilimsel, laik ve anadilinde eğitimin hakkını savunduğumuz için ihraç edildik…

OHAL KHK’leriyle ihraç edilen Eğitim Sen üyeleriyle ilgili güncel bilgiler aşağıdaki gibidir;

·        OHAL KHK’leriyle ihraç edilen üye sayısı: 1602,

·        KHK’lerle göreve iade olan üye sayısı: 20,

·        OHAL İşlemleri İnceleme Komisyon kararları ile göreve iade olan üye sayısı: 568,

·        OHAL İşlemleri İnceleme Komisyon kararları ile dosyaları ret edilen üye sayısı: 1014,

·        OHAL İşlemleri İnceleme Komisyon kararları ile dosyaları ret edilen 1014 üyemize sendikamız hukuk büroları üzerinden tamamının davaları açılmıştır,

·        Davaları karara bağlanan 140 üyemiz, mahkeme kararlarıyla görevlerine iade olmuşlardır,

·        Toplam göreve iade olan üye sayımız: 728,

·        OHAL KHK’leriyle ihraç edilen üyelerimizin toplamda göreve iade olma oranı % 45’dir.

Yukarıdaki verileri bile esas aldığımızda, Eğitim Sen üyelerinin keyfi ve hukuksuz bir şekilde ihraç edildiğini rahatlıkla ifade edebiliriz. Şöyle ki hala 874 üyemizin dosyaları mahkemelerce karara bağlanmayı beklerken bile, yaklaşık olarak her iki ihraç üyemizden biri görevine iade olmuş durumdadır. “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı barış bildirisine imza atan “Barış Akademisyenlerine” dönük Anayasa Mahkemesi’nin kararı uygulanmış olsaydı, göreve iade olma oranı yüzde yetmişleri bulmuş olacaktı.

Barış, demokrasi ve adalet bırakmayan siyasal iktidara karşı, evrensel hukuk ve demokratik haklarımızı esas alarak sendikal mücadeleyi, barış, demokrasi ve adalet mücadelesiyle eşgüdüm içerisinde yürütüyoruz. Mücadele süreklilik ister. Bu anlamıyla İşimiz kolay olmadığını biliyoruz. Nazım diyor ya “Eğer; hak haksızlıktan yüce, sevgi nefretten üstün, aydınlık karanlıktan güçlüyse… Çaresi yok usta… Biz kazanacağız.” Evet, mutlaka biz KAZANACAĞI!

AKP devletleşmiştir. AKP’nin bugünkü Türkiye’sinde;

Hak aramak zor iştir.

Adalet ve demokrasiyi talep etmek daha da zordur.

Barış demek çok daha zordur.

Bu zorlukları ve zorbalıkları bizlere yaşatan siyasal iktidarın kul ve tebaası olmadan yaşamak en zor olanıdır.

Ancak;

Toplumla olan, sendikalarımızla olan bağlarımızı koparamadılar.

Yalnızlaştıramadılar,

Baskı ve zorbalıkları artıkça dayanışma ilişkilerimizin arttığını gördüler.

Küsüp gitmediğimizi, gitmeyeceğimizi artık biliyorlar.

Emin olunuz ki, BİZ KAZANACAĞIZ!

Sevgi ile kalın.   

Ahmet KARAGÖZ