banner9

banner8

21.11.2022, 17:01 34

Tarihsel Gerçeklikten Toplumsal Gerçekliğe

TARİHSEL GERÇEKLİKTEN TOPLUMSAL GERÇEKLİĞE

Kaynaklara göre; Sırp asıllı performans sanatçısı Marina Abramovic, 1974 yılında ''Rhythm 0'' adını verdiği sosyal mesaj içeren bir gösterisinde, bir galeri salonunun ortasında hiç hareket etmeden durur. Sosyal deney teorisi taşıyan ve bu düşünce üzerine inşa edilen dolayısıyla bu amaçla deneyimlenen bu performans, sanatçının; en sarsıcı, en vahşi ve en korkunç deneyimlerinden biri haline gelir. Sosyal bir tezden çok toplumsal bir deneye dönüşür. ''Kendini yaşayan bir sanat eseri olarak empoze etmek'' düşüncesiyle ortaya atılan ve 6 saat boyunca hiç hareket etmeden, adeta dondurulmuş bir halde, ayakta bekleyerek, devamlılığı sağlanacak olan bu performansın süreci, şu şekilde gelişir:  

1974 yılında henüz  tanınmayan Marina Abramovic, sosyal mesaj ileten performansının belkide en ilginç, en sıradışı, en korkunç ve en unutulmaz gösterilerinden birini gerçekleştirir. ''Rhythm 0'' olarak adlandırdığı bu performansın, en can alıcı noktası, olduğu yerde hiç hareket etmeden durmaktır. Yanlız bu performansa eşlik eden ilginç bir detay daha var. Gösteriye farklı bir yorum katmak için insanların inisiyatifine bırakılmak üzere önündeki masaya; tabanca, zincir, ip, makas, gül, jilet, bıçak ve benzeri materyallerden oluşan duygusallığı ve vahşeti simgeleyen objeler yerleştirir. ''Ben 6 saat boyunca burda hiç hareket etmeden duracağım, sizler bu objelerle bana istediğinizi yapabilirsiniz'' diye de bir not yazar. Gösteride, ilk başlarda herhangi olumsuz bir durumla karşılaşılmaz. Meraklı bakışlar arasında; kimi  masanın üzerinde bulunan gülleri sanatçıya takdim eder, kimi elini sıkarak gayet sevimli bir tepki verir. Yani herkes ilk başlarda gayet nazik ve saygılı bir yaklaşım sergiler. Her şey yolundaymış gibi görünen bu gösteri, aradan belli bir  zamanın geçmesiyle birlikte, sanatçı için bitmek bilmeyen bir kabusa, işkenceye ve eziyete dönüşür. Nezaketle başlayan gösteri, sanatçının geçen süre içersinde, herhangi bir hareketlilik göstermemesi üzerine ve karşılarında kendini savunamayan birinin varlığı, içgüdüsel ve düşünsel olarak kötü ruhlu insanları da harekete geçirir.

Bu durumdan cesaret alanlar defalarca şiddete, tacize ve işkenceye başvurur. Sanatçının üzerindeki tüm elbiselerini çıkarırlar, çıplak fotopraflarını çekerler. Vücudunun çeşitli yerlerine bıçakla, jiletle kesikler atarlar, yüzüne ve boynuna yazılar yazarlar.

Bununla da yetinmeyip, tecavüz dahi etmeye kalkışırlar. Vahşetin gölgesinde bütün bunlar olup biterken, durumdan rahatsız olan bir grup, ne yazık ki korktuklarından dolayı, ilk etapta sesini çıkarmazlar. Sadece şaşkınlıkla izlerler. Ta ki kalabalık arasından bir kadın, Abramovic'in uğradığı bu vahşi tablo karşısında dayanamayıp, karşı durana kadar. Kadının bu cesareti bu durumdan rahatsız olan diğer insanları da harekete geçirir ve hep birlikte sanatçıyı koruma çemberine alırlar. Gözyaşlarına rağmen, hareketsiz durmaya devam eden sanatçının vücudunda oluşan yaraları, temizleyip kapattırlar. Çıkarılan elbiselerini geri giydirirler.

Kendi varlığını bir sosyal tez haline dönüştürüp, bunu sıradışı bir yöntemle ortaya koyan sanatçının, 6 saatlik deneyimi kanlar içinde, gözyaşlarıyla ve vahşetle sona erer ne yazık ki.

İlk etapta gayet iyi başlayan bu performans, bir kişinin, sanatçının yanağına dokundurduğu tokat ile diğer vahşetseverleri de harekete geçirir. Bu ilk tokat, bir sosyal olayı, ardı ardına gelen bedensel ve ruhsal işkenceye dönüştürür. Bu toplumsal vaka, bir kişinin fitili ateşlemesiyle ortaya çıkmış ve bundan cesaret alanlar arasında yayılmış ve uygulanmıştır. Edindikleri bu cesaret ile, karşılarında kendini savunmayan, savunulmayan birini gördüklerinde ise saf-katıksız kötülükler zincirine dönüştürmüşlerdir. Üstelik, bu durumdan rahatsız olup cesaretlerini ortaya koyamayanlar, bu insanları daha da cesaretlendirmiştir. Ta ki bu durumu kabullenmeyen grubun, sessiz kalmayıp karşı koymalarına kadar. Bu karşı koyma davranışı, işin rengini değiştirir. Farklı bir yöne kaydırır. İyilikten, cesaretten beslenenlerin son anda ortaya koydukları doğru hamle, sanatçının durumuyla ilgili belirleyici rol oynar. Elbette beklenen, olay gerçekleşir gerçekleşmez cesaretlerini ortaya koyup karşı durmalarıydı. Ama bu müdahale ilk etapta olmaz ne yazık ki. Gösterinin sonunda kanlar içinde hareket etmeye başlayan sanatçıyı gören herkes kaçışmaya başlar. Kendi yarattıkları görüntüden dehşete düşmüşlerdir adeta.

Aslında acı tecrübesiyle günümüze aktarılan olaya değinmemdeki amaç; sosyal bir mesaj ile başlayan bir olayın nasıl da vahşete dayalı toplumsal bir deney haline dönüştürüldüğüne değinmek ve günümüzde de artarak devam eden olayların insanlık değerlerinden uzak yine vahşi bir duyguya nasıl  dönüştürültürüldüğünü ve bu olaylarda rol oynayan insanlardaki zihinsel benzerliklere vurgu yapmak. Aynı zamanda, konunun içinde rol sahibi olan bazı kişilerin, zihninde bitmek bilmeyen kötülüğe ve bu kötülüğün yaygarasını yapanlara da dokundurma yapmaktır.

Abranovic'in, insanların kendi iç dünyalarında hangi dürtülerinin daha ağır bastığını, gerçekte insanların nasıl olduklarını vurgulayan bu performansı, bana toplumda çürümeye yol açan olayların yine toplumlar ve bireyler üzerindeki etkisini ve bu etkinin insanlarda var olan vahşeti, sapkınlığı nasıl da açığa çıkardığını ve tüm bunlardan beslenen insanları hatırlattı. Saldırıya uğrayan kadınların, çocukların ve diğer tüm canlıların maruz kaldığı bu korkunç olayların yıkıcı ve yok edici etkisinin toplum nezdindeki yansımalarını da birkez daha görme olanağı sağladı. Bir kez daha insanın içindeki kötülükle tanıştırdı bizleri. Acıdan beslenen bazı insanları anlamak gerçektende epey zor. Abranovic'e attığı ilk tokat ile diğerlerinin içindeki kötülüğü açığa çıkaranla, bugün içindeki çürümüşlüğü kabul etmek yerine karşısındaki insanları suçlu göstererek kötü emellerini harekete geçiren insanların ortaya koyduğu sebepler ve bu sebepleri destekleyenler aynı akıl fukaralılığını ortaya koymaktalar. İlkel bir dürtünün dayanağı haline gelen beyin, tüm sorgulama yetisini kaybeder. Son dönemlerde artan; kadın ölümlerinin, tacizlerin, ahlaki çöküşlerin, yaşanan güven problemlerinin, sıradanlaşan ilişkilerin, empati yoksulluğunun ve günlük rutin haline gelen şiddet görüntülerinin bu anlayıştan doğduğunu unutmamak gerekiyor. Kendinden daha güçsüz olana saldırmak ve onu incitmek bir güç gösterisi haline geldi. Karşılıklı dialoğun rafa kaldırıldığı ve direk şiddetin başrol oynadığı insan ilişkilerinde en büyük etken insanların içinde bulunduğu ruh hali, toplumdaki duyarsızlık, yetersiz kalan eğitim sistemi, yetiştirilme biçimi ve buna yönelik yasal yaptırımların olmaması. Her geçen gün, içinde çürüyen insan değerlerini farketmek yerine, karşısındaki kadınları, çocukları, insanları ya da herhangi bir canlıyı suçlu addederek kendi kirli dünyasının üstünü örtmek, bireylerin ya da toplumun refahı ve gelişmesi önünde en büyük engeldir. Tüm bunlara seyirci kalmak, alkış tutmak aynı derecede bu olaylarda rol oynamak anlamına gelir ve cesaretlendirici bir güç oluşturur.

Tokatı atan ile seyirci kalanların düşünce yapısı ve amacı aynıdır. Her ikisi de içinde barındırdığı tüm kötü niyetini, fırsatını bulduğunda, dışarıya kusar ve kendisi gibi düşünenlerden aldığı cesaret ve güçle, insanların yaşadığı acılardan beslenir ve bunu kendisi için malzeme haline getirir.

Dolayısıyla, zehiri alarak kendinden geçenler aynı amaca hizmet eder ve başkasına da taşır. Ta ki, içlerinden birileri  cesaretini toplayıp bu ruh ve vicdan fukaralılığına dur diyene kadar.

Toplumun olaylar üzerindeki etkisi, hiç de küçümsenecek bir durum değildir. Karısını döven, kadını taciz eden, hırsızlık yapan, haksızlığa-hukuksuzluğa hizmet eden, zalimlik yapan, insan kişiliğine-onuruna-bedenine saldıran insanlara yönelik geliştirdiği her tutum, söylem ve tavır en az yazılı yasalar kadar etkili ve güçlüdür. 

Unutmayalım ki;

Yangını çıkaranlara karşı,

yangına su taşıyan karınca olma isteği, bir tercih, ruhsal bir denge ve bir yaşam biçimidir...

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Bu Pazar Erken Seçim Olsa Oyunuzu Hangi İttifak'ına  verirsiniz?
Bu Pazar Erken Seçim Olsa Oyunuzu Hangi İttifak'ına verirsiniz?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 16 37
2. Samsunspor 15 27
3. Keçiörengücü 15 26
4. Rizespor 14 25
5. Pendikspor 14 25
6. Bodrumspor 15 25
7. Boluspor 15 25
8. Manisa FK 15 24
9. Bandırmaspor 15 24
10. Sakaryaspor 16 22
11. Altay 15 21
12. Adanaspor 15 18
13. Göztepe 14 18
14. Tuzlaspor 15 16
15. Erzurumspor 15 14
16. Altınordu 15 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 15 7
19. Denizlispor 15 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Günün Karikatürü Tümü