KHK’lı Mazlum Çetinkaya: Kimliğimi liseli yıllarda öğrenen bir Kürt’üm.

 

 

 

İSTANBUL- KADIKÖY- ÖTEKİLERİN GÜNDEMİ RÖPORTAJ; Beykoz Güzel köy ilk okulundan l 29 Ekim 2016 tarihinde 675 sayılı KHK ile  ihraç edilen KESK’e bağlı  EĞİTİM-SEN 2 Nol’u  üyesi Mazlum Çetinkaya muhabirimiz Arzella Bektaş’ın sorularını yanıtladı…

 

Görüntünün olası içeriği: 17 kişi, gülümseyen insanlar, ayakta duran insanlar, sakal ve açık hava

  • Bize biraz kendinizden bahseder misiniz, hayata nasıl bakarsınız, nelere değer verir, neleri önemsersiniz, olmazsa yaşayamam dediğiniz şeyler nelerdir?

 

Mazlum Çetinkaya ben. Malatya Yeşilyurt’luyum. 1969 doğumluyum. Kimliğimi liseli yıllarda öğrenen bir Kürt’üm. 24 yıl öğretmenlik yaptım. Şair ve çocuk öyküleri yazarıyım. Yayımlanmış şiir ve öykü kitaplarım var.

Hayata durduğum yerden bakmam, baktığım yerde durmaya çalışırım. Kaydığımız, ayrıştığımız noktalarda uçlara geldiğim de olmuştur zaman zaman, ki KHK ile ihraç edilmem biraz da bundandır. İnsana ait olan ama insanın iyiliğine dokunan her şeye değer veririm, bu insana dair dediğimdir. Doğanın diğer türleriyle hiçbir sorunum yok, ayrımsız severim…

Olmazsa yaşayamam dediğim şey aşk ve umut. Yitmesini istemediğin en önemli kavramlarım. Tabi ki çocuklarım, iki oğlum olmazsa olmazlarımdır.

 

  • Kanun Hükmünde Kararnamelerle(KHK) yönetilen bir ülke konumuna geldik Yeni Türkiye’de? KHK’lerle önce akademisyenler ihraç edildi ve her yeni kararnameyle birçok kişi işini kaybetti. Sizi ihraç ederken bir neden gösterdiler mi? Yeni Türkiye’nin kabul edemediği hangi eylemi gerçekleştirdiniz?

Sondan başlayalım isterseniz, “Yeni Türkiye” diye bir şey yok. Kırk yıl önceki faşist darbelerle daha ağır yasalarla yönetiliyoruz. Yönetemediklerini argo deyimle “kodese” tıkıyorlar. Her şey yenileniyor ancak Türkiye hariç!  675 sayılı KHK ile ihraç edilmeme dair tek bir somut yasadışı bir şey söylenmedi 24 yıl öğretmenlik yaptım kimliğimi ve düşüncelerimi gizlemeden ama.  Akademisyenler ne dediler, barış metni imzaladılar, e peki ne yapmaları lazımdı akademisyenlerin,  gidip sarayda bahçıvanlık mı yapmalıydılar! Ya bunlara kargalar bile gülerler… ben de aynı yolun yolcusuydum, barış bir arada yaşamak, onurlu ve haysiyetli bir şekilde, özgürce ama! İşte bu özgürce sözü, bu barış istemi, hak ve özgürlük talebi, anadilinde eğitim talebi, parasız eşit ve laik eğitim talebi “Yeni Türkiye’ye” bol geldi. Budur altında yatan gerçekler, tabi ki yukarıya çalışmayan herkes ayrımsız kapıya konuldu. Bunun tarifi budur.

 

  • Hızla genişleyen bir ihraç çemberinin içinde bulunca kendinizi nasıl bir haleti ruhiye yaşadınız, hayatınızda neler değişti ve değişen hayata nasıl uyum sağladınız ya da sağlayabildiniz mi?

Haleti bilmem ama ruhiyemiz kötü oldu. Bir kere bizim dışımızdaki insanlar cezalandırıldı. Açlıkla terbiye diye bir şeyi geliştirdiler.  Uyum sağladık mı tartışılır. Ancak daha çok yazmaya zamanım oldu.  Yeni kitaplarım çıktı bu sayede, kültür sanata katkı sağlamaya çalışıyoruz. Har Yayınevi diye bir yayınevi kurduk, tekelci akılla baş etmeye çalışıyoruz. Ekonomik olarak ciddi zorluklar içindeyiz, ondan da başka mesleğimizi kaybettik. Ki öğretmenliği severek yapıyordum bu yazboz eğitim politikalarına rağmen. Şunu da düzeltelim, ben geçmişte de hayata uyum sağlamadım, bugün de sağlamam, sağlamak da istemem. Bu boktan hayata neden uyum yahu, bunun yerine hayat bana uyum sağlasın…

 

  • İhraç kararına itiraz ettiniz mi, hukuki süreç hakkındaki düşünceleriniz neler, hukuk sisteminden ümitli misiniz?

Hukuk guguk ile yer değiştirdi. Hukuktan asla ümitli değilim tabi ki bu şu an var olan hukuk ile. Karara itiraz ettim, meşhur komisyonumuza başvurdum ben de. Yaşım elli sanırım yetmiş yaşımı geçince cevap verecekler. OHAL komisyonunun nasıl işlediğini kuşlar da biliyor,  oranın hukuki bir alan olmayıp da siyasi bir alan olduğunu.

 

  • İstanbul’da KHK’yle kaç kişi ihraç edildi, ihraç edilen diğer meslektaşlarınızla iletişiminiz var mı, birbirinize destek oluyor musunuz?

Sayıyı tam olarak bilmiyorum ama KESK içerisinde ihraç sayısının yüzlerce olduğunu biliyorum. Diğer arkadaşlarımızla iletişimiz var.  Özellikle ilk yıllarda daha güçlüydü, haftanın dört günü yetmiş hafta boyunca KESK tarihinin en uzun oturma eylemini yaptık. Zamanla yaşam talepleri bizi zora koyunca eylemler haftanın bir günü basın açıklaması olarak değiştirildi. Destek ve dayanışma çeşitli nedenlerden ötürü ilk zamanlar gibi değil, bu da hepimizin eksiği bence.

 

  • İstanbul KHK Direniş platformu olarak her hafta Kadıköy ve Bakırköy’de yaptığınız oturma eyleminizin amacı nedir ve amacınıza ulaştığınızı düşünüyor musunuz?

Eylemde amacımız kamuoyunu duyarlı kılmaktı. Bir noktada başarılı oldu da, çünkü kamuoyunun “darbe” zannettiği şeyin aslında diz çökmeyenlerin biçilmesi olduğunu anladı. Bunda milyonları buldu nasibini alanlar. İhraçlara sadece biz olarak değil ailelerimiz ve çevremiz olarak bakın, böyle olunca sayı milyonu geçiyor. Darbe cenneti Türkiye’de bu bir rekor! AKP iktidarı bu konuda çok başarılı yakaladı, saygıyla anacağız…

 

  • İhraç edildikten sonra maddi sıkıntıları nasıl aştınız, iş bulabildiniz mi, şuanda çalışabiliyor musunuz?

Az önce de dedim, kitaplarımdan gelen arada da olsa üç beş kuruş ve sendikamızın verdiği destek var, başkaca gelirimiz yok, yayınevimiz de aman aman kitap basan geliri olan bir yer değil.

 

  • Kültür, Sanat ve bilimsel çalışmalara nasıl bakıyorsunuz, var mı bir çalışmanız?

Yayımlanmış beş şiir kitabım var ayrıca altı tane de çocuk öyküsü kitabım var. yeni yeni çıkacak dosyalarım da var. Bu dönemin bazı ortak benzerlikleri 90’lara hatırlatıyor. Bu noktada kültür sanat ağırlıklı çalışmalarla bu karanlık duvarın bir yeri kırılabilir. 90’larda da böyle olmuştu 12 Eylül’ün korku ve kaygısını toplum böyle atmıştı…

Güçlü bir kültür sanat politikası hem toplumu ayağa kaldırır hem de toplumdaki kirliliği temizler. Bu toplumu her konuda hijyenleştirecek olan kültür sanat kalkışmasıdır.  Ama ciddi akıllı ve onurlu duruşa sahip aydınlardan bahsediyorum.

 

  • İhraç edildikten sonra yaşadığınız zor günlerde yeterince desteklendiğinizi düşünüyor musunuz, kimler sizin yanınızdaydı bu süreçte?

İhraç edildikten sonra en çok çocuklarım ve yakınlarım yanımda oldular. Mesela küçük oğlum annesinin verdiği 1TL’yi almamakla destek oldu, çocuklarımız dışında yakınlarımız da maddi olmasa da manevi bir duyguyla yanımızda yer aldılar. Sonra maddi anlamda KESK’e bağlı sendikamız Eğitim Sen aylık belli bir dayanışma ile bizi hâlâ destekliyor. Tabi ki her şey para değil, bunu da unutmayalım!

 

  • İhraç edilen insanlarımız için neler yapılabilir, nasıl desteklenebilirler, bu konuda neler söylersiniz?

 

Ortak ekonomik kültürel yaşam alanları kurulabilir, toplumsal bir duyarlılıkla tabi ki. Ekonomik kooperatifler, kültürel komünler, alternatif eğitim politikaları oluşturulabilinir. Uluslararası duyarlılık oluşturulabilinir, meclisteki KHK milletvekilleri gündem oluşturabilirler gibi…

Ama aslolan yeni bir mücadele hattı, KESK’in öncülüğünde belirlenecek bir hat oluşturulabilir,  bu işten nasibini almış diğer kesimleri de katarak.

 

  • Nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz kendiniz ve demokrasi, eşit bir yaşam, barış ve coğrafyamız adına?

Coğrafyamız adına pek umut vaad edici konuşamıyorum, ama sonsuz ümitsizlikte taşımıyorum. Ben halklarımızın en dibi gördüklerin de kazan kaldıracaklarına inanıyorum.  Her zulüm bağrında bağrında özgürlüğü de barındırır diye inanıyorum.

Ötekilerin Gündemi olarak teşekkür ederiz.

Teşekkür ediyorum. Ötekilerin Gündemi’ni ve sizleri özgürlük hayalimle selamlıyorum.