Hendek davası | İşçi kadınlar ‘Haline şükret’ diyen patrona karşı adalet istiyor!

Hendek Davası bugün. Coşkunlar havai fişek fabrikasında çalışan ve patlama sırasında çalışan kadın işçiler yaşadıkları süreci, adalet mücadelelerini ve şimdiki yaşamlarını anlatıyor.

Toplumsal Cinsiyet 15.03.2021, 07:57
9
Hendek davası | İşçi kadınlar ‘Haline şükret’ diyen patrona karşı adalet istiyor!
Hendek Davası bugün. Coşkunlar havai fişek fabrikasında çalışan ve patlama sırasında çalışan kadın işçiler yaşadıkları süreci, adalet mücadelelerini ve şimdiki yaşamlarını anlatıyor.

2020 yılının 3 Temmuz’unda Sakarya Hendek ilçesinde Coşkunlar havai fişek fabrikasında alınmayan önlemlerle meydana gelen patlamada 7 işçi can verdi. Patlama öncesi yapılan uyarılar, tutanaklar, bilirkişi raporlarına rağmen işveren ihmallerinin bu patlamaya, iş cinayetine açıkça davetiye çıkardığını öğrendik geçtiğimiz süreçten. Görülen ilk dava duruşmasına, salonun küçük olması gerekçe gösterilerek işçiler ve ölen işçilerin aileleri alınmadılar ve mahkeme önünde polis engeliyle karşılaştılar. Belki de hayatlarında hiç karakol görmemiş, polisle münakaşa etmemiş kadınlar mahkeme önünde itilip kakıldı. Kadınların mahkeme önünden isyanları o gün bu duruma oldukça içerlendiklerini ve öfkelendiğini gösteriyordu. Hepsinin ağzından aynı cümleler döküldü; “Biz buraya olay çıkarmaya gelmedik, derdimizi anlatmaya geldik, polis kardeşim empati yap, sen olsan ne yapardın?” Öfkeleri oldukça haklıydı…

Hendekli kadınlar girdikleri adalet arayışında sonuna kadar direneceklerini her fırsatta dile getiriyor. Çünkü eşlerini, çocuklarını, arkadaşlarını kaybettiler, aşlarını işlerini yitirdiler. Şimdi yeni bir mücadelenin içinde olduklarının, artık bunun bir onur mücadelesi olduğunu söylüyorlar. Bugün görülecek duruşma öncesi görüştüğümüz Hendekli kadınların, yaşadıkları sürece ve kamuoyundan beklentilerine dair sözlerini taşıyoruz buraya. Bu sözler burada dayanışmayla büyüsün, Hendekli kadınların sesi duyulsun, adalet yerini bulsun diye… Çünkü tek istedikleri haklı mücadelelerinde yanlarında olmamız, onları yalnız bırakmamamız ve unutmamamız.

‘SAYI, SAYI, SAYI… BİZİ YEDİLER!’

Coşkunlar havai fişek fabrikasını kamuoyu 3 Temmuz günü yaşadığı büyük patlamayla duydu. Burada çoğunluklu olarak kadın işçiler çalıştırılıyordu. İşçilerin ifadelerinden anladığımız kadarıyla; yoğun çalışma koşulları, ihmaller, göstermelik uyarılar, işçiler için adeta bir felaketin beklentisini oluşturmaya başlamıştı bile.

Fabrikada çalışan işçilerden Saadet Kaygın, patlamaya giden süreçteki fabrika çalışmasını şöyle anlatıyor: “Çalışma koşullarımız yoğundu. Yani dikkatten daha çok koli sayısı ne kadar çıkar baştakiler onun derdindeydi. Bize göstermelik ‘dikkatli olun’ deniyordu ama o kadar yoğun çalıştırılırken insanlar nasıl dikkat etsinler ki? Belirli bir şeyden sonra dikkatiniz zaten dağılıyor çünkü oraya o kadar çok odaklanıyorsunuz ki etrafınızdaki yanlış şeyleri göremiyorsunuz. O sayıları biri yaptıysa daha yükseğinin yapılmasını istiyorlardı. ‘Makine sağlıklı mı’ derdinde değil de koli sayısı fazla çıksın, ilaç kaybımız olmasın derdindeydiler.”

İşçi Necla Özmen ise “Baskı çok vardı. Mesela ben 5 senedir paketçiydim orada. 4 ay molaya çıkamadım, sayıyı verdikten sonra rahatladım. Affedersin, ustam tuvalete giderken peşimden geliyordu. Böyle çilelerle çalıştık. Çalışma koşulları çok zordu” diyerek yaşadıkları baskıyı anlatıyor.

İşçilere ‘iş güvenliği’ diyerekten verdikleri önlüğe dair Necla’nın yorumu ise şöyle: “Bildiğin patiskaydı. O da zorla senede bir kez ya veriyorlar ya vermiyorlardı. Ben bir önlüğü üç sene giydim. Esneme yok, yanıyorsun.”

İşçilerden Havva Yıldız ise çalıştıkları Coşkunlar havai fişek fabrikasındaki koşulları şöyle tarifliyor: “Bize değer vermiyorlardı, oradan geçer ‘nasılsınız bayanlar’ demezdiler. Beni kaşıntı sardı fabrikada, kimyasal alerji yaptı. Doktora gittim ‘kısa kolluyla çalışmayacaksın’ dedi. Bunu söylediğimde ‘yok, orada o işi yapacaksın’ dendi. Çünkü orayı en seri yapan bendim, istersen öl orada kaşıntıdan ama yapacaksın!”

Necla karışıyor söze öfkeyle “Sayı, sayı, sayı… Bizi yediler!”

RİSKE RAĞMEN ÇALIŞMAK ZORUNDA KALDILAR

Fabrikayla ilgili daha önce de patlama olaylarının yaşandığının ortaya çıktığını, kendilerinin bu patlamalara şahit olup olmadıklarını soruyorum kadınlara. Çokça patlamaya tanık olduklarını öğreniyorum: “Çok oldu hem de. Ufak oldu, büyük oldu. Oldu yani, çok yaşadık. Bizden önceki arkadaşlar da çok yaşamış, ölenler olmuş yine.”

Öncesinde yaşanan patlamalara rağmen neden çalışmaya devam ettiklerini ise şöyle açıklıyor işçilerden Necla Özmen: “Neden... Çoluk çocuk okuyor, yaş ilerlemiş ne diyeyim mecbur olarak çalışıyorduk.”

Havva Yıldız ise “İhtiyacım var, eşim rahatsız çalışamıyor, çocuklarım çok küçüklerdi. Çalışmak zorundaydım” diyor.

İşçiler daha büyük bir patlamanın yaşanacağını tahmin ettiklerini de söylüyor… Saadet Kaygın: “Son dönemlerde bekliyorduk , bariz görünmüştü. Çok uyardık. Bütün bölümler birbirine karıştı, başka bölümden arkadaşımız geliyordu bizim bölüme, söylüyordu ‘patlayacak’ diye. Bu sefer de ‘neden bölüme geliyor’ diye ona baskı yapılıyordu. ‘Bunu bölüme almayacaksınız, yanlış şeyler söylüyor, insanları kışkırtıyor’ diye çok bağırıldı o arkadaşlara.

Herhangi bir sendikanın ve sendikal çalışmanın olmadığı fabrikada işçilerden yana bir sendikanın varlığının iş güvenliğine etkisi olacağının da farkında işçiler: “Çevremde sendikalı fabrikalarda çalışanlar var, olanakları daha güzel. Yani… Olsaydı daha iyi olurdu.”

‘SUÇLU BİZ DEĞİLİZ, BİZ HAKKIMIZI ARIYORUZ!’

Duruşma sürecine konuşuyoruz işçi kadınlarla. Duruşma öncesi karşılaştıkları polis engelini hatırlatıp şöyle öfkeleniyorlar:

Saadet Kaygın: “Sanki biz mağdur etmişiz de onlar mağdur olmuş. Biz oraya davamızın arkasında duralım diye gittik. Oraya kimseyi öldürmeye gitmedik, kavga etmeye gitmedik, hakkımız olanı konuşmaya gittik. Ama o gün bu bizden esirgendi. Bu davanın olacağı önceden belliydi, niye öyle küçük bir salonda oldu? Pandemi var, yasaklar var. Bunu düşünülebilir, imkanlar sunulabilirlerdi. Biz salonda olalım istedik, herkes duysun görsün istedik. Derdimizi sıkıntımızı hakimlere, savcılara paylaşalım istedik. Gözlerimizle görmek istedik içleri rahat mı değil mi, o duyguyu yaşamak istedik. Ama o gün çok mağdur olduk.”

Necla Özmen: “İlk dava bize ters geldi. Biz suçlu değiliz ki… Suçlu olanlar rahat. Biz suçlu muyuz? Değiliz. O polislerin bizi iteklemesi… Yani biz oraya kavga için gitmedik hakkımızı savunmaya gittik.

Havva Yıldız: “En çok şuna üzüldüm, içeri girmek istiyorsunuz sizi itiyorlar. Ne yani biz suçlu muyduk? Ben 5 senelik işçiyim orada daha önce çok patlama gördüm. Makineler patlıyordu, 1-2 gün sonra çalışmaya devam ediyorduk. Ölen arkadaşlarımızın hiçbiri tek parça gömülmemiş, bu duyuluyor biliniyor ama bir sürü polis, jandarma bizi itip kakıyor.”

PATRON PATLAMA SONRASI ARAYIP ‘HALİNE ŞÜKRET’ DEDİ

İşçilerden Havva Yıldız, patlama sonrası patronun kendisini aradığını ve haline şükretmesi gerektiğine dair telkin aldığını söylüyor: “Arkadaşımla konuştum, arkamdan öldü. Ben bunu hiç unutamıyorum. Mesela Ali Rıza amca (patron) beni arıyor ‘Şükret haline, ölmedin’ diyor. Ben buna çok üzüldüm. Ben Ali Rıza amcayı çok severdim. Arkadaşlarım bazen çıkmak isterdi, çıkmayın derdim , ne güzel ortamımız var dedim, bu köyden kaç kişi çalışıyoruz derdim. Sorabilirdi diğer arkadaşlarınız nasıl? İyiler mi? Bir tek bana diyor ki ‘Şükret haline’ Sanki ben paracıyım, ‘tazminatını ödeyeceğim’ diyor. Nasıl anlatayım çok kötü bir şey bu, gerçekten çok kötü bir şey. ‘Arkadaşların nasıl’ diye sormadı bile. ‘Şükret haline’ diyor.”

‘ADALET İSTİYORUZ, DAVAMIZIN SONUNA KADAR GİDECEĞİZ’

İşçiler tüm kamuoyuna dayanışma çağrısı yapıyor, bu duruşmada seslerinin çoğalmasını, kendilerine herkesin destek olmasını talep ediyor:

“Arkamızda olun, bizi unutmayın. Çok mağdur olan, ölen arkadaşımız var. Çok zor şeyler bunlar. Unutulmasın yaşadıklarımız. Adalet istiyoruz. Ölen arkadaşlarımız unutulmasın.”

Saadet Kaygın: “İnşallah adalet işler. Aynı şeylerle tekrar karşılaşırsak bizim güvenimiz kalmaz.

Havva Yıldız: Her şey para değildir. Biz para için yola çıktık gibi düşünüldü. Ben orada, o mahkeme günü bunu hissettim. Gerçekten bunu hissettim. Tazminat için zannediyorlar ama ölen arkadaşlarımız var. Kolay mı? Hepsi paramparça oldu. Halis’e çok üzülüyorum hep gelir şaka yapardı bize… Adaletin yerini bulmasını çok istiyorum.”

Necla Özmen: “Davamızın sonuna kadar gideceğiz…”

BORÇLAR BİRİKTİ, İŞ BULAMIYORLAR…

İşçiler fabrikadaki patlamanın ardından bir de işsiz kaldılar elbette, geçim sıkıntısı adalet arayışıyla beraber sürüyor…

Saadet Kaygın bu süreçte işsizlik maaşıyla ve köye tarlaya ya da gündelik işlere giderek geçinmiş az çok. Kimi arkadaşlarının hiç çalışamadığını ifade ediyor: “Bizden daha mağdur olan arkadaşlarımız var. Kirada oturan var. Tamam, şimdilik işsizlik maaşı var ama 1 ay sonra o da bitecek. Her türlü çok mağdur olduk.”

Necla Özmen: “İş arıyorum. Çok zor. Sadece eşim çalışıyor. Çocuklar okula gidiyor, borçlarımız var baya zorlanıyoruz.”

Havva Yıldız: “İş arıyoruz, birkaç yere başvurduk nasip olursa. Çalışmam gerekiyor, 4 tane evladım var. Eşim rahatsız, çalışamıyor. Ben çalışmak zorundayım.”
ÇOCUKLARI TRAVMAYI HALA ATLATMAYA ÇALIŞIYOR…

Patlamadan sadece işçiler değil, çocukları da etkilenmiş. Annelerini kaybetme korkusu yaşayan çocuklar için de o günden bugüne yaşam daha zorlaşmış…

Saadet Kaygın: “Çok etkilendiler. 10 yaşındaki kızım o gün dışarıya koşup bağırmış; ‘Annem ölürse ben kendimi öldürürüm‘ diye. Komşular ‘Saadet yenge ben o çocuğun figanlarını unutmam’ diyor. Çocuğumun bütün düzeni alt üst oldu. Annesini kaybetme korkusu oldu çocukta. Bana daha bağımlı, işe gitmemi istemiyor. Ama belli ihtiyaçlar var onları karşılamak zorundayız. Mecbur. Hayat devam ediyor.”

Necla Özmen : “Çocuklarım çok kötü durumda. Ben atlatamadım ki çocuklarım atlatsın. Benim gece 3’e 4’e kadar uykularım yok. Kulaklarım doğru düzgün duymuyor, gözlerim patlamadan sonra görmüyor. Daha ne diyeyim ben size.”

Fotoğraflar Ekmek ve Gül

banner3
Yorumlar (0)
12
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Olası bir erken seçimde, Z Kuşağının oy dağılımı nasıl olur?
Olası bir erken seçimde, Z Kuşağının oy dağılımı nasıl olur?
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 31 67
2. Fenerbahçe 32 63
3. Galatasaray 31 61
4. Trabzonspor 32 57
5. Gaziantep FK 31 50
6. Alanyaspor 32 49
7. Hatayspor 31 49
8. Karagümrük 32 48
9. Sivasspor 31 44
10. Göztepe 32 43
11. Konyaspor 31 40
12. Antalyaspor 32 39
13. Rizespor 31 35
14. Kasımpaşa 32 35
15. Malatyaspor 31 33
16. Ankaragücü 31 33
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 31 33
19. Gençlerbirliği 31 31
20. Erzurumspor 32 28
21. Denizlispor 31 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 29 60
2. Samsunspor 28 54
3. Altay 28 53
4. Adana Demirspor 28 52
5. Altınordu 29 52
6. İstanbulspor 29 51
7. Ankara Keçiörengücü 29 49
8. Tuzlaspor 29 41
9. Bursaspor 28 40
10. Bandırmaspor 28 38
11. Ümraniye 28 38
12. Boluspor 28 32
13. Balıkesirspor 28 32
14. Adanaspor 28 31
15. Menemenspor 28 29
16. Akhisar Bld.Spor 28 25
17. Ankaraspor 28 19
18. Eskişehirspor 29 8
Takımlar O P
1. Man City 31 74
2. M. United 30 60
3. Leicester City 30 56
4. West Ham 30 52
5. Chelsea 30 51
6. Tottenham 30 49
7. Liverpool 30 49
8. Everton 29 47
9. Aston Villa 29 44
10. Arsenal 30 42
11. Leeds United 30 42
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 30 38
14. Southampton 30 36
15. Burnley 30 33
16. Brighton 30 32
17. Newcastle 30 29
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 30 21
20. Sheffield United 30 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 29 66
2. Barcelona 29 65
3. Real Madrid 29 63
4. Sevilla 29 58
5. Real Sociedad 29 46
6. Real Betis 29 46
7. Villarreal 29 46
8. Celta de Vigo 29 37
9. Granada 29 36
10. Athletic Bilbao 29 36
11. Levante 29 35
12. Valencia 29 33
13. Cádiz 29 32
14. Osasuna 29 31
15. Getafe 29 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 29 27
18. Elche 30 26
19. Eibar 29 23
20. Deportivo Alaves 29 23
Günün Karikatürü Tümü